28 Eylül 2013 Cumartesi

ALTIN'DA SON DURUM

Birkaç haftadır altında analiz yapmıyorum. Çünkü belirsizliğin ortadan kalkmasını bekledim. Ne yazık ki bana göre teknik belirsizlik hala ortadan kalkmadı. Yine de güncel durumu  izah etmekte fayda var.



Altın 2011 yazından beri ayı  (düşüş) piyasasında . bu durum zaten yukarıdaki grafikten net bir şekilde anlaşılıyor. Son birkaç aya baktığımızda ayı piyasası içinde 1180’lerden itibaren yukarı bir tepki hareketi görüyoruz. Soru şu: bu yukarı tepki hareketi daha devam edecek mi  yoksa tekrar düşüşe devam mı? Tabiki bu soruya kesin cevap vermek her zaman mümkün değil. Böyle durumlarda pratik çözümler bulmak daha doğru.
Şu anki görüntüye bakılırsa 1500’ler görülecek gibi. Ancak başta da söylediğim gibi genel görünümde altın orta-uzun vadeli bir düşüş dönemi içinde. Az yükselip çok düşüyor. O halde altınla ilgili analizlerde yukarıyı hedefleyen analizlere daha az güvenip aşağıyı hedefleyen analizlere daha çok güvenmemiz daha doğru olur.
Benim hesaplamalarıma göre 1290 çizgisi fikir değiştirme bakımından önemli bir seviye.  Buna göre 1290 seviyesi parametre olarak kabul edilebilir. 1289 zararına satış seviyesi olmak şartıyla, güncel fiyat olan 1334 den işlem yapılıp 1500-1550 ler hedeflendiğinde  35 dolar zarar ihtimaline karşı 200 dolar kar ihtimali trade edilmiş olur. Bu, Risk/getiri oranı olarak 1/6 demektir ki çok iyi bir orandır. 

YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

26 Eylül 2013 Perşembe

ALTIN GÜVENLİ LİMAN MIDIR?
















Yukarıdaki grafik 700 yıllık bir zaman diliminde, altının reel değerini  gösteren grafiktir. Başlangıcı neredeyse Osmanlı’nın kuruluşuna denk geliyor. Bu grafikle giriş yapmamın sebebi ise altınla ilgili halk arasında, medyada analiz ve yorumlarda, klişeleşen bazı kavramların aslında sorgulanması gereken kavramlar olduğunu göstermek içindir.
Grafikler, herhangi bir şeyin  kabaca ama hızlıca  tarihini gösteren araçlardır. Örneğin üstteki grafikten, altının 1500 lü yıllardan  itibaren hızla değer kaybettiğini  görüyoruz. Bunun  sebebinin coğrafi keşiflerle birlikte sömürge ülkelerinden elde edilen altınların eski dünyaya taşınmasıyla birlikte altının bollaşması olduğunu düşünüyorum.
Grafiğe dikkatli baktığımızda, büyük kargaşa ve büyük savaşların olduğu  Fransız ihtilali, Napolyon savaşları, birinci ve ikinci dünya savaşlarında altının reel değerinin artmadığını tersine çok değer kaybettiğini, 1929 büyük buhranından sonra fiyatının yatay gittiğini, yine ekonomik ve sosyal yönden sıkıntılı olayların yaşandığı 1970’li ve 1990’lı yıllarda altının reel olarak çok değer kaybettiğini görüyoruz.
Son 700 yılda yukarıda saydıklarımdan daha kötü dönemler yok. O halde altın güvenli olacaksa bu dönemlerde olmalıydı. Bu dönemlerde altın reel  değer kaybediyorsa altından güvenli liman olarak bahsetmek ne kadar doğru bir yaklaşım olur?
Sonuçta; Altının güvenli liman olmaktan uzak olduğu açıktır. Altına , bir spekülasyon aracı olarak bakmak daha doğru bir yaklaşımdır.
İstisnai olarak, kendi vatanı dışındaki ülkelerde yaşayan kişiler için olağanüstü durumlarda gerektiğinde varlığını altın olarak yanına alıp göçebilmesi gerektiği durumlarnda altın için “güvenli liman” kavramını kullanabiliriz.
          Yine grafikten devam edersek anlıyoruz ki,  altın iyi gün dostudur. Daha doğrusu altın ekonomilerin büyüdüğü, paranın bollaştığı ve bolca basıldığı, insanların barış ve bolluk içinde olduğu dönemlerde değer kazanmaktadır. 
irdelenmesi gereken diğer bir husus  “altın her zaman kazandırır, al bir kenarda dursun” klişesidir. Bu klişe de yanlıştır.  Bunu yukarıdaki tarihsel ölçekli grafikten anlayabiliyoruz. Ancak aşağıdaki grafikte bu klişenin geçersizliği çok daha belirgindir.
























Görüldüğü gibi 1978-1979 yıllarında altın hızla yükselerek birkaç yıl önceki fiyatının 7-8 katına yani 800 dolar civarı fiyata yükselmiştir. O yıllarda  “altın her zaman kazandırır, al bir kenarda dursun” düşüncesine sahip bir kişinin aldığı altınlar sonraki 22 yıl boyunca değer kaybetmiştir. Aldığı fiyata tekrar satabilmesi için 30 sene beklemesi gerekmiştir. Üstelik 30 yıllık alternatif yatırım kaybı buna dahil değildir.
Sonuç olarak altını süs ve ziynet eşyası, spekülasyon aracı vs olarak tanımlayabiliriz.
Altın, diğer tüm finansal araçlar gibi, düşük fiyattan alınabilirse  iyi kar elde edilebilecek bir finansal enstrümandır.
Altının güvenli liman olduğu düşüncesi ise bana göre hurafedir!

YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

22 Eylül 2013 Pazar

HAFTALIK GÖRÜNÜM

BIST100; bu hafta çok bir hareket beklemiyorum. Biraz aşağı biraz yukarı. 83 bin-85-bin boşluğu dolarsa yeni bir zirve görülebilir ama 85 bin lerden almak ne kadar doğru? tartışılır. Zaten bunu bildiğim için 13 eylül tarihli bist100 analizimde  "Yeni bir zirve olabilmesi için 83 bin-85 bin bölgesinde oluşan boşluğun dolması gerekiyor. Ama o boşluk dolduğunda zirveye pek mesafe kalmıyor. Dolayısıyla o seviyeden almaktansa şimdi (70 bin lerden) almak daha mantıklı."   diye yazmıştım. 
Daha henüz erken ama şimdiden yazmış olalım; endeksin zirve ihtimali olduğu gibi çok sert bir düşüş ihtimali de var. yani bu yükseliş bir ahmak rallisi olabilir. ahmak rallisi teyit seviyesi bana göre 70 bin seviyesidir. 
USD-TL: tamamen geçmiş beklentilerim dahilinde hareket ediyor. bu hafta doların geçmiş analizlerimde özellikle belirttiğim yeni denge seviyesi olan 1.80-2.00 seviyesinin üst kısımlarında dalgalanmaya devam edeceğini tahmin ediyorum.
GOLD: Kesin emin olmamakla birlikte altın'da 1290 lardan itibaren bir yükseliş ihtimalinden bahsetmiştim. Hala emin değilim ama  hala 1500 beklentisi içerisindeyim. Bu tür tereddütlü durumlarda ya kenara çekilmek ya da olasılığı deneyip olasılık iptal olduğunda zarar minnacık iken piyasayı terketmekten başka yol yok. olasılığın iptal seviyesi 1290.
Tahvil fiyatı ve faizinde de çok fazla bir hareket beklemiyorum.
Gelelim forex piyasasına;
EURUSD paritesinde 1.36 lar görüldükten sonra 1.3450 ler görülürse mesafeli bir düşüş süreci başlayabilir.
USDJPY paritesi için yaptığım teknik analizde 98,30 seviyesi aşağı kırılmadığı sürece 105-107'li seviyelerin görülme ihtimali var. durup dururken bu pariteden bahsetmemin sebebi şu: önümüzdeki aylardan itibaren bu paritede yukarıda yazdığım seviyelerden 79 lara kadar varan bir hareket olma ihtimali oluştu. şimdiden bunu konuşmak erken ama yazmış olalım ki aklımızda bulunsun.
NOT: Bu günlerde piyasalar yön arayışı içerisinde. Doğal olarak bu durumda kısa vadeli analizlerle yetinmek gerekiyor. Piyasalar biraz şekillendiğinde tüm enstrümanlarda orta vadeli beklentilerimi paylaşacağım.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

20 Eylül 2013 Cuma

FED KARARI SONRASI GÖRÜNÜM

BİST100: 13 eylül tarihli analizimde 70 bin seviyesinin yukarı kırılması nedeniyle endeksin piyasa oyuncularını ayı tuzağına düşürmüş olduğundan bahsetmiş ve böyle bir durumda hedefleri 76 bin ve 81 bin olarak yazmıştım. Aynı şekilde grafiksel olarak da beklentimi çizmiştim. Nitekim kurulan tuzak aynen işledi ve çoğu  piyasa oyuncuları terste kaldı. Endeks, o günlerde kimseye pek inandırıcı gelmeyen -yazdığım hedeflere- vardı. 
Bundan sonrası 83 bin 85 bin boşluğunun dolmasına bağlı. Eğer bu boşluk dolarsa yeni bir zirve ihtimali bile var.
Ben şimdilik temkinliyim. Yeni bir şeyler yazmak için bir kaç gün geçmesini bekleyeceğim. 
Olumsuz piyasa psikolojisine rağmen 70 binlerden hisse almış olanlar satma konusunda kendileri karar vermelidirler. Senelik sabit getirinin %7-8 civarında olduğu günümüzde "4 günde kazanılan yaklaşık %15 getiri iyidir" diyenler karlarını realize edebilirler. Yetmez, deyip daha çok kazanmak isteyenlerin yapılan %15 karı gözden çıkartmaları gerekiyor. Bu kar gözden çıkartılmadan daha fazlasını elde etmenin başka yolu yok. 
USD-TL: Kısa vadede 1.96-1.90 arası bir yer bekliyorum demiştim. Artık dolar bu aralıkta. Yeni bir şeyler söyleyebilmem için yeni ipuçları gerekiyor. İzlemedeyim
ilaveten haftalık görünümde dow'da yükseliş, gösterge tahvil faizinde düşüş bekliyorum, demiştim. dow, yeni bir tarihi zirve yaptı. gösterge tahvil faizi ise bir günde %9,6 düştü.
Aynı şekilde altında 1290 lardan dönüş ve 1500 hedefi beklediğimi yazmıştım. Neredeyse milimetrik sayılabilecek bir şekilde 1291 seviyesi dönüş yeri oldu ve 1376 lar görüldü.Yine de altında hala tereddütlerim var. Sebebi altının orta vade görüntüsünde ayı piyasasında olması.
EURUSD'de beklentimin tersi gerçekleşti. Aslında dow'da, bist100'de ve altında yükseliş bekleyen bir kişi olarak bendenizin korelasyon gereği eurusd'de de yükseliş beklemesi gerekirdi. Ancak ben eurusd'nin bir çok faktöre bağlı olarak her türlü fed müdahalesine dayanabileceğini hesaplamıştım. Öyle olmadı. Sınır seviye olarak belirlediğim 1.3454 ün üzerine çıkarak 1.3568 leri gördü. Bu paritede şimdilik nötrüm. 
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

16 Eylül 2013 Pazartesi

HAFTALIK GÖRÜNÜM

-Bu hafta Borsa ve dolardaki beklentim son bist100 ve usd-tl analizlerimde yazdığı gibidir. 
-Altın'da 1290 lı seviyeler alım için göz kırpıyor, ancak altında büyük resimde ayı piyasasında olmamız cesaret kırıcı. Yine de forex için az bir zarar stopuyla 1450-1500 ler hedeflenebilir. 
-Gösterge tahvil faizinde yön aşağı döndü. bir sürpriz olmazsa düşüş bekliyorum. Dolayısıyla tahvil fiyatlarının artması muhtemel. 
-EURUSD'de beklentim 1.3360-1.3390 lardan 1.3o lara gerileme. Ancak forex işlemlerinde analizle ve beklentiyle değil sistematik alım satımla kazanılabileceğini hatırlatmak istiyorum. 
-Dowjones endeksinde yükseliş bekliyorum.
son olarak;
-18 eylül'de fed toplantısı olacak. O toplantı olacağı gün ve devamında piyasalarda çalkantılar ve sürpriz yön değişiklikleri olabileceğini hatırlatmak istiyorum.
     Hafta içinde oluşabilecek farklı gelişmelere bağlı tahminlerimi  fırsat bulduğumda paylaşacağım.
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

15 Eylül 2013 Pazar

DOLAR/TL ORTA-UZUN VADE ANALİZ

Usd-tl ilgili analizlerimin daha iyi anlaşılabilmesi için 1 ağustos 2013 tarihli DOLAR-TL, BÜYÜK RESİM analizime şu linkten ulaşabilirsiniz   http://www.bilgeanalist.blogspot.com/2013/08/dolar-tl-buyuk-resim.html

Bu analizimizde orta-uzun vade bakış açımızı güncelliyoruz. Grafiksel görüntü aşağıda

Şimdilik beklentim fiyatın tekrar yeşil band içerisine girmesi. İlk hedef noktam 1.90-1.96 bölgesinde bir yer. Bir ihtimal 2.08 üstü hızlıca görüldükten sonra yazdığım hedefe varılabilir.
Şunu biliyoruz; Dolar, sadece ülkemizde değil, çoğu gelişmekte olan  ülkede değer kazanıyor. Dünyada dolaşımdaki dolar miktarı zibil gibi. Buna rağmen dolar değer kazanıyorsa bunun tek bir anlamı vardır; son birkaç aydır küresel büyük fonlar, bankalar ve yatırımcılar gelişmekte olan ülkelerle ilgili bir risk görmekteler ki hisse ve tahvillerini satıp paralarını dolara çevirerek gitmek istiyorlar.
 Ama asıl bilmemiz gereken şu: global sermayenin  gelecekle ilgili gördüğü riskler devam ediyor mu? Ediyorsa dolar şimdi bile ucuz. Etmiyorsa pahalı.
Ben global sermaye çıkışının devam edip etmediğini tahvil ve hisse senedi piyasalarından gözlemlemeye çalışıyorum. Tespitim şu: en azından şu günlerde çıkış durdu.
Usd-tl’nin seyrini medyadaki yüzlerce yorum ve analizden de takip etmek mümkün. Ancak dikkatli olunması gerekir. Fiyatlanmış veri-haberleri baz alarak yorum yapan bazı kişi ve kurumlar var. Hatta Merkez Bankası başkanının katıldığı bir programda yaptığı jest ve mimiklerden anlam çıkartıp doların gidişatı ile ilgili sonuçlar çıkartanlar bile var. Bu kişilerin geçmiş analizlerini kurcalamanızı öneririm. İnternet sayesinde bu mümkün. Bakın bakalım, doların fiyatı 1.15 veya 1.50 ya da 1.75 iken doların 2 tl nin üstüne taşacağını yazan çizen olmuş mu? 
Usd-tl analizlerimde yardımcı unsur olarak elliot analizi kullanıyorum. Ancak daha önceden de yazmıştım: paritelerde elliot analizi yapmanın ciddi sıkıntıları var. Bu nedenle aşağıda iki alternatif olarak sunduğum elliot analizlerini tek başına dikkate almamanızı, uzun vade perspektifi göstermeye çalışan yardımcı bir fikir olarak düşünmenizi öneriyorum. Gidişat, elliot analizlerine uyduğu sürece bu analizleri kullanmaya devam etmek daha mantıklı. Zaten ileride göreceksiniz; aşağıdaki analizlerde fiyat gelişmelerine göre bazı düzeltmeler muhakkak olacak.
Büyük resim analizimde de paylaştığım iki alternatiften ilkinin güncellenmiş hali aşağıda;
Bu alternatif sayıma göre önümüzdeki bir-iki yıl içerisinde Önce 1.75 ten daha aşağısına bir sarkma (belki 1.60-1.50 ler) ve sonra 2.50 lere giden bir hareket var.

 İkinci alternatifimizde ise belki 2 tl’nin altına kısa süreli bir sarkmadan sonra 2.50 veya daha yukarısına orta vadeli bir tırmanış görüyoruz.

YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

13 Eylül 2013 Cuma

BİST100 KISA VADE PERSPEKTİF


Son analizimizde elliot sayımları ile birlikte 70 bin ve 72070 seviyelerinin önemini belirtimiştik ve yeni bir dip olmadan bu seviyeler görülürse ayı tuzağı oluşabileceğini yazmıştık. Endeks yeni bir dip yapmadan 72223’e yükseldiğine göre artık bu ihtimal önümüzde duruyor. Yani endeks kısa vadeli bir yükseliş modunda. İlk etapta 76 bin, sonrasında 81 bin civarının görülme olasılığı arttı.
Yeni bir zirveyi konuşmak için erken. Yeni bir zirve olabilmesi için 83 bin-85 bin bölgesinde oluşan boşluğun dolması gerekiyor. Ama o boşluk dolduğunda zirveye pek mesafe kalmıyor. Dolayısıyla o seviyeden almaktansa şimdi almak daha mantıklı. Bunun yanında hisse almaya kalkanların dikkat etmesi  gereken bir husus var; borsa hala net bir şekilde ayı piyasasından çıkmadı. Bu nedenle oluşabilecek risklerin kontrol edilmesi gerekir. Ayrıca endeks önümüzdeki bir hafta içinde fazla yükselmeden 68900’ü görürse itkisellik ortadan kalkacağından yukarıda yazdığım yükseliş beklentim ortadan kalkar. Öyle bir durumda düşen veya yatay giden bir piyasa beklemeliyiz diye düşünüyorum. (Burada yazdığım hususlarla ilgili önemli gördüğüm anlık gelişmeleri twitter’dan paylaşacağım.)
Son olarak yardımcı unsur olarak kullandığımız yabancı oranı grafiğini veriyorum.



Görüldüğü gibi borsanın son günlerdeki yükselişine paralel olarak yabancıda bir hareketlenme var. Ancak hareket biraz cılız. Sadece yabancı oranına bakarak konuşuyor olsaydık endeks çok fazla yükselemez derdik.
NOT: Güncellenmiş elliot sayımını hafta sonu vermeyi düşünüyorum.

YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

PİYASALAR VE DUYGULAR

İnternet ortamı olsun, yaşadığım çevre olsun, gözlemleyebildiğim alan içerisinde hisse senedi alım-satımına bulaşmış ama –tabirimi maruz görün- çarpılmış çok sayıda kişi görüyorum. Bunlara üzülmemek elde değil. Piyasaların acımasızlığını henüz kavrayamamış insanlarımızın sonunun maalesef hep böyle olacağını düşünüyorum. Hatta bu mağdurların bir gün piyasaların acımasız olduğunu öğrenebileceklerini de zannetmiyorum. Çünkü kaybetme nedeni olarak falanca haberi veya filanca veriyi gören (veya öyle görmeye şartlandırılan) kişilerin piyasaların -futbol tabiriyle açıklarsak- bir çalım alanı olduğunu anlamaları çok zor. Tuşa dokunarak hisse alan bir kişi karşıdaki kişinin kim olabileceğini ve neden kendisine o hisseyi o fiyattan sattığını düşünmesi gerekir. Kendisinin amatör bir mahalle oyuncusu olduğunu, karşıdakinin de messi olduğunu kabul etmelidir.
İşin özü basittir; normal bir zamanda (acemiler hariç) kimse kimseye ucuz hisse satmaz. Ancak korkuyla satılan hisseler ucuz olabilir. Yatırımcıların korktuğu zamanlar ise bellidir; siz korkuyorsanız herkes korkuyordur.
Aynı şekilde bir hisseyi ederinin çok üzerinde bir fiyattan ancak coşan insanlara satabilirsiniz. Yatırımcıların coştuğu zamanlar da bellidir…
Günübirlik hisse alıp satanları da bendeniz anlamakta zorlanıyorum. Bu şekilde başarılı olunabileceğine pek inanmıyorum. 10-15 gün gıdım gıdım kar toplayıp tek bir günde yakalandığı sert bir düşüşte hepsini geri verenlerin harcadıkları onca emek ve zamana yazık.
Bendeniz borsalarda kazanmanın nasıl mümkün olabileceği ile ilgili fikirlerimi “borsalarda kazanmak mümkün müdür? 1 ve 2” başlıklı yazılarımda belirttim. O yazılarımda yazılı şartlar haricinde piyasa amatörlerinin kazanma olasılıklarını düşük görüyorum. Orada yazılanlar kendi çalışmalarım yanında; bir kısmı bilimsel olarak ispatlanmış bilgilerden bir kısmı ise piyasalarda gerçekten başarılı olmuş kişilerin deneyimlerinden ve fikirlerinden oluşmaktadır. Bununla birlikte bu fikirlerim eleştiriye açıktır. Bloğa üye olup bu konularda her türlü eleştiride bulunabilirsiniz.
Beni tanıyıp ta bloğumu takip eden tanıdıklardan, “borsalarda kazanmak mümkün müdür?” başlıklı yazılarımda bahsettiğim  diplerden alıp zirvelerde satmaya dayalı uzun vadeli yatırım metodu ile  duyu organlarını ve mantığı devre dışı bırakan otomatik alım satım metodu dışında başka bir şekilde kazanma yolu olup olmadığı şeklinde sorular geldi. Tabi ki başka şekilde kazanma yöntemleri de var. Ortaya bir metodoloji koyarsanız kazanmak mümkün. Ancak bu metodolojilerle kazanmak yukarıdakilere göre hem daha zor-riskli, hem çok daha az verimlidir, düşüncesindeyim.

Zaten bu blogda yaptığım analizler kendi kıstaslarım ve bilgi birikimim düzeyinde belirli bir metodolojiye göre yapılmaktadır. 

EURUSD, KISA VADE

Bu paritede piyasa katılımcılarının zıt beklentilerinin olduğu bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum (piyasa kararsızlığı). Elliot analizi anlamında çok farklı alternatiflerin ortaya çıkması ve sonra bunların tek tek tükenmesi bu düşüncemi teyit eder nitelikte. Ben bu kararsızlığın 18 eylül'e kadar biteceğini de zannetmiyorum. Yine de bir ihtimal olarak 1.3330-1.3340 seviyelerinden 1.30'lara bir minute 3 dalgası atağı olabilme ihtimali var. En doğrusu tüm piyasa oyuncularının aynı yönü hedeflediği zamana kadar beklemek. 
YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

8 Eylül 2013 Pazar

HAFTALIK GÖRÜNÜM

18 Eylülde fed toplantısı var. Bu toplantıya kadar her türlü finansal enstürmanda sert hareketler olabilir.
Bendeniz veriyi, olası bir savaşı, haberi (vb.) baz alarak analiz yapmıyorum. Fiyatı ve kalıpları rehber alıyorum. Ancak benim fiyata ve kalıplara göre son günlerde yaptığım ve bu blogda paylaştığım analizler zaten yukarıda fed toplantısı için yazdığıma benzer sonuçlar ortaya koyuyor. Yani BIST100'de sert aşağı hareketlere maruz kalabiliriz. Aynı şekilde altın, eurusd, dow ve gelişmekte olan piyasalarda sert düşüşler: faizde yeniden yükselişler görebiliriz.  Bu enstrümanlardan gerekli gördüklerimi hafta içinde fiyat ve kalıplar biraz daha belirginleştikten sonra analize tabi tutacağım.
Yaptığım analizlerin gösterdiği hedefler ile önümüzdeki günlerdeki olumsuz beklentimin denk düşmediği bir tek dolar-tl paritesi var.
Yukarıda yazdığım beklentime göre dolar-tl nin yukarı hareketine devam etmesi lazım. Gelgelelim, Elliot analizi anlamında yaklaşık üç-beş aydır kitapta yazdığı gibi hareket eden dolar-tl, yine kitaplık bir kalıpla 2,0839'u kendine zirve yapmış ve kısa vadeli bir düzeltme hareketine girmiş olmalı. Hedef 1,90-1,96 civarı gözüküyor. Bu tezatlığı zaman çözecek ama şimdilik şöyle diyebiliriz; 2.0839 yukarı geçilmediği sürece dolar-tl’de kısa vadeli bir düzeltme hareketi başlamış görünüyor. Fiyat 2.0839’u geçtiği anda analizi güncellemeliyiz.
Neden özellikle savaş ihtimallerine göre analiz yapmadığımı merak edenler olabilir; izah edeyim. Tarihin en kanlı savaşı olan ve yaklaşık 40 milyon insanın öldüğü, daha fazlasının yaralandığı ikinci dünya savaşı döneminde zamanın borsalarında oluşan düşüşler komik seviyede. Aşağı yukarı bütün savaşlarda bu böyle. Ben çok yakın tarihten örnek vereyim; 21 mart 2003’te uluslarararası koalisyon ordusu Irak’a giriyor. Bizim borsa endeksimiz sadece ilk iş günü yüzde 3-4 civarı bir düşüşle 8700 lere geliyor. Hepsi bu kadar! Devamında yaklaşık bir buçuk ay içerisinde borsamız yaklaşık yüzde 35-40 civarı artış gösteriyor. Hem de savaş devam ederken!!!
Aynı şekilde dolar-tl paritesi savaştan sonraki ilk iş gününde 1.71’den 1.77’ye yükseliyor. Ancak savaşın ikinci günüden itibaren şelale gibi düşmeye başlıyor. Dolar-tl, Bir buçuk ay içerisinde 1.55; Üç ay içerisinde 1.37'ye düşüyor!!!
Her zaman böyle olacak diye bir şey yok. Ancak bundan önce olanlar benim piyasalarda savaş ihtimallerinin ve savaşın etkisini gözardı etmem için yeterli. 
YASAL UYARI:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

5 Eylül 2013 Perşembe

TANIDIK YABANCI

 Önce yanlış yorumlanan bir bilgiyi düzeltelim: Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcı dövize yatırım için gelmez. Tam tersine dövizini getirir, bankalarda tl’ye çevirir ve bu tl’lerle hem borsaya hem de tahvile yatırım yapar. Çıkmaya karar verirse hisse ve tahvillerini sattıktan sonra eline geçen tl’leri tekrar dövize çevirip çeker gider. Sonuçta Yabancı yatırımcının dövizle ilişkisi bir gelirken bir de giderkendir. Yoksa yabancı yatırımcı mesela dolar-tl spekülatörlüğü yapmaz. Ama tabi ki bütün yabancılar getirdikleri paraları aynı anda alıp götürmeye kalktığında dövize oluşan talep nedeniyle döviz fiyatları yükselmiş olur.
Bilinenin aksine; son günlerde olduğu gibi dövizin bu şekilde yükselmesi kar veya zararlarını alıp gitmeye kalkan yabancı yatırımcı için olumsuzluktur. Çünkü dövizi bu şekilde pahalıdan almaktadırlar. Hatta dua etmektedirler ki; Merkez daha fazla müdahale etse de dövizin değeri düşse ve dövizi daha ucuza alıp gitsek!
Bu anlamda Merkez’in dövize sert müdahale etmemesi yabancının hiç işine gelmemektedir. Peki yabancı yatırımcı hangi karı veya zararı alıp götürüyor? Bir de buna bakalım.
Başta söylemiştim yabancı yatırımcı borsa ve tahvil piyasasında kar elde etmek için gelir. Borsayı biliyoruz. Endeks 7 bin’lerde iken yabancı gelmeye başlamıştı. Endeks 94 bin’i gördü. Tam 13 katı. Hiç kimse tam dipten alıp tam tepeden satamayacağına göre alttan üstten kırpıyoruz ve 8-10 katı, diyoruz.
Kendi ülkelerinde yılda yüzde 2-3 bilemedin yüzde 5 kar elde edebilecek olan yabancı için 8-10 kat kar (yüzde 800-1000 kar) muhteşem bir yatırım. Ama esas muhteşem olan, aşağıda!
Üssteki grafik Türkiyedeki gösterge tahvilin fiyatını gösteriyor. Yani tahvil endeksi de diyebiliriz. 2001 de tahvil fiyatları 3-4 lira civarında. En yüksek 101 lirayı görmüş. Bu gün ise 92 seviyelerinde.
2001 de tahvili 4 liradan alan bir yabancı fon bunu 2013 mayıs ayında 100 liradan realize etmişse 25 kat (yüzde 2500 kar) demektir bu. Yani 1 milyar doları 25 milyar dolar olmuştur. Ancak bu ideal durumdur. Pratikte 10-20 kat arası bir oran diyelim biz buna.
Yabancı yatırımcının hisse ve tahvil piyasasına yaptığı bu yatırımlardan elde ettiği kar oranları herkesçe farklı yorumlanabilir. Ancak kendileri için bu oranlarda kar çok büyük anlamlar ifade etmektedir. Çünkü misal bir Amerikalı yabancı yatırımcı parasını Türkiye’ye getirmeyip 2001 den beri kendi borsasında tutsa 1 milyar doları bu gün 1.7 milyar dolar, Kendi ülkesinin tahvillerine yatırsa azami 1.6 milyar dolar olurdu. Bir japonunki ise hem hissede hem tahvilde 1.4 milyarı geçmezdi. Diğer gelişmiş ülkelerde de oran aşağı yukarı aynıdır. Yuvarlak hesapla ve en ideal durumda birbuçuk kata tekabül eder.
Bu piyasalar sadece yabancıya değil yerliye de açıktır. Ama ne kadar değerlendirildiğini bilemem. Bildiğim şey, yabancının bu fırsatları çok iyi değerlendirdiğidir. Dolayısıyla yabancı yatırımcı 5, 10, 20 kat vs. kar elde ettiği bir piyasadan (ülkeden) global bir risk gördüğünde çıkması gerekiyorsa doları yarım kat pahalıdan alıp  çıkmaktan çekinmez.





4 Eylül 2013 Çarşamba

EURUSD, ELLİOT ANALİZİ


Eurusd'de şimdilik takip ettiğim sayım bu. Şu an parite 1.3170'lerde ve analiz hedef olarak 1.26'dan daha aşağısını gösteriyor. Ancak önümüzdeki 6-7 iş günü içinde yatay mavi çizgi yukarı kırılırsa sayımı iptal edeceğiz.
NOT: Ben eurusd analizlerini forex piyasaları için yapıyorum. Bana göre forex'te sadece sistematik alım satım yapılarak kazanılabilir. Habere, veriye, analize göre işlem yapılması halinde kazanılamayacağını hatta kaybedileceğini düşünüyorum. Buna benim analizlerim de dahildir. Analizleri sadece yardımcı unsur olarak kullanmak gerekir. Mesela sistem sinyal verdiğinde analiz yönünde olanlara daha çok pozisyon, analizin tersi yönde olanlara daha az pozisyon açılabilir.

YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.


1 Eylül 2013 Pazar

ALIN HİSSELERİNİZİ, VERİN ALTINLARIMI!

           1714 yılında Fransız kralı 13. Luis ölür. Oğlu henüz küçük yaşta olduğu için yerine Orleans dükü St. Noilles Kral Naibi olarak atanır.
 Kral naibi ülkeyi devraldığında ekonomi perişandır. Ülkenin borcu, gelirin tam 22 katıdır. İşsizlik ve ekonomik sıkıntılar had safhadadır. Halk fakir ve perişan vaziyettedir. Sokaklarda yoğun protesto ve gösteriler olmaktadır.
Kral Naibi çareler aramaya başlar. Bir çok önlem alınır. Hiçbiri işe yaramaz. Hele vergileri artırma uygulaması ticari hayatı da iyice bitirir.
Üst kademeden bir çok kişi ve hatta parlamento,  son çare olarak ülkenin iflasını istemekten başka yol olmadığını Kral Naibine söylerler. Bu fikir Kral Naibine çok onursuzca gelmiştir. Fikre sıcak bakmaz. Öte yandan kendisine verilen hiçbir fikir de Fransayı bataktan çıkaracak kadar yeterli değildir.
Tam o anda Kral Naibinin aklına kumarhanelerde ve balolarda tanıştığı ve görüştüğü, hem karakterinden, hem ekonomik fikirlerinden hem de kumarda sürekli kazanmasından etkilendiği Jhon Law gelir. 
İtirazlara rağmen Jhon law’ı ekonomi yönetiminin başına getirir.
Jhon law tarih yazacak kadar ilginç bir şahsiyet. Bir İskoç bankerin oğlu. Gelmiş geçmiş en büyük finansçı olarak kabul edilir.  Düelloda Adam öldürdüğü için ülkesinden kaçmış. Kumar ve finans tutkunu. Matematik dehası. Karmaşık olasılık hesaplamalarıyla geliştirdiği yöntemler sayesinde sürekli kazanan çağının en büyük kumarbazı. Yıllar boyunca gündüzlerini tüm Avrupa ekonomilerini incelemekle, gecelerini ise kumar ve balo salonlarında geçirmiş.

Bu genç adam “metal parayla ekonominin çarkları yeterince dönmez” deyip derhal kağıt para sistemine geçilmesini sağlar. Bu uygulamasıyla law ilk modern kağıt paranın kurucusu olur. Kağıt paranın karşılığının altın olduğunu ilan eder. Bank Royale’i (ilk Modern Merkez Bankası) kurar. Bu banka kağıt para (banknot) basmaya başlar. Kağıt para halk tarafından ilgi görür. Para bollaşır. Ekonomi kısa sürede düzelmeye başlar. Herkes durumdan memnundur.
Kağıt paraya ilgiyi artırmak için law esas dahiyane projesini  uygulamaya sokar. Bu projenin adı Mississippi Projesi'dir.
Bu projeye göre Mississippi Company adlı bir şirket kurulacaktır. Sonra Amerika kıtasındaki Fransız sömürgelerinin (misissipi ırmağının batısı) yeraltındaki altın gümüş madenleri teminat gösterilmek suretiyle bu şirketin hisseleri halka arz edilecek. Şirketin halka satacağı tahvillerden elde edilen gelirle Fransa hızla kalkınacaktır.
Şirketteki hisseleri satın almak, sadece Bank Royale’in bastığı kağıt paralarla mümkün olabilecektir. 
İşte bu son şart, Law’ın planladığı gibi, kağıt paraya talebi patlatır. Sürekli kağıt para basılmasına rağmen paranın değeri düşmemektedir. Çünkü halk çok iyi reklamı yapılan Mississipi şirketinin hisselerine hücum ettiğinden ve bu hisseleri alabilmek için sadece merkez bankasının bastığı kağıt banknotlar kullanılabildiğinden banknotlara talep müthiştir. Haliyle aşırı talep gören kağıt paranın değeri düşmek ne kelime, tam aksine yükselir. Kağıt para o kadar değerlenir ki karşılığı olan altınların değerini bile geçer.
Bu arada hisselerin fiyatı da gördüğü talep üzerine sürekli yükselmektedir.
Hisseleri satma yetkisi kanunla sadece Jhon Law’a verilmiştir. Law’ın gerekli gördüğü taktirde indirimli hisse satma yetkisi de vardır.
Halk Law’a artık çok güvenmektedir. Ne de olsa yokluktan bolluğa onun sayesinde ulaşmışlardır. Law imzalı bu projeye de müthiş bir güven duyulur. Bu güven ve talep hisselerin serbest piyasada fiyatını yükseltmeye başlar. Hisseler halka yetmez. Birkaç ay içinde yeni hisseler basılır. Bunlar da yetmez. Halk öyle bir coşku içindedir ki hisselerin satıldığı Law’ın malikanesinin önündeki meydanda her gün, uzun kuyruklar hiç bitmez. Bu meydan aynı zamanda hisselerin spekülatörler  ve halk arasında  alınıp satıldığı bir açık hava borsası haline gelir.

Hissenin fiyatının sürekli artması halkı zaman içinde daha büyük coşkuya sevkeder.
Law’ın evinin önündeki kalabalık her geçen hafta ve ay artar. Tarihi kaynaklara göre Fransa’da ne kadar kalburüstü kişi varsa hepsinin o dönemde bu hisse senedi işine bulaştığı söylenir: kontlar, kontesler, işadamları, zengin ve şapkalı beyefendiler, hanımefendiler, dükler, düşesler, kısaca tüm aristokrat ve zenginler, yazarlar, parlamento üyeleri, bilim adamları, generaller, vs. aslında neredeyse tüm Fransız Halkı desek yanlış olmaz.
Yaşanılan bir çok ilginç olay da vardır.
Mesela bir kambur vatandaş Law’ın malikanesinin önünde oluşan doğal açık alan borsasında  kamburunu spekülatörlere masa olarak kullandırtır ve kısa sürede zengin olur!
Hastalanan  asillerden  birisi hisselerinin bir kısmını o anki fiyat olan 8000 libreden satması için hizmetçisini borsaya (meydana) gönderir. Hizmetçi meydana gelinceye kadar hissenin fiyatı  10500 libreye çıkmıştır. Hisseleri 10500 den satar. Patronuna 8000 den sattığını söyler. Aradaki farkı cebe indirir. O da artık bir zengindir. Gece çaktırmadan, önce evi sonra ülkeyi terkeder!
Vs.vs. Neyse…
Bir süre sonra uygun fiyattan hisse senedi alamadıklarından yakınan bir çok vatandaş Kral Naibine şikayete çıkar. Bunun üzerine Kral Naibi bir milyon hisse daha basılmasını emreder. Ama kumar işinden risk kontrolünü iyi bilen Law bu işin yavaş yavaş bir kumara dönüştüğünün  bilincindedir ve bu nedenle  bu ölçekte hisse basılmasına karşı çıkar. Zaten “bir seferde 60 bin’den fazla hisse ihracı yapılamaz” kuralını kendisi koymuştur.
Ancak Kral Naibi bu sefer Law’ı  dinlemez. Zafer sarhoşluğu içindeki Naib derhal halka yetecek kadar hisse basılmasını emreder.
Bu arada hissenin fiyatı –basılan onca ilave hisseye rağmen- yaklaşık 10 katına çıkmıştır. Kral Naibinin piyasaya sürdüğü devasa ilave hisse senetleri Law’ı iyice endişelendirmektedir artık. Çünkü piyasaya sürülen hisse miktarı kasada karşılığı olan altın miktarını kat kat geçmiştir. Naibe bunu anlatmaya çalışır ama Naib dinlemez. Çünkü devletin kasasına sürekli para akmaktadır. Halk da mutludur.
Law’ın ekonomi ve finans yönetimini devraldığı  1716'dan 1719 yılına gelindiğinde halkın gözünde Law artık bereket tanrısıdır. Law’a,  kurduğu mississipi  şirketine ve bu şirketin hisselerine sonsuz bir güven duyma dönemi başlamıştır, artık. Halk arasında Misssissipi hisseleri asla düşmez, hep yükselir, denilmektedir.  En alt tabakadan en üst tabakaya kadar herkes için geçerlidir bu. Ama bazı kişiler için hariç!
Bu bazı kişiler aklı başında, çok zengin ve bilinçli kişilerdir. Bu işin bir sonunun olacağının farkındadırlar. Ellerindeki yüklü miktardaki hisseleri yavaş yavaş ve çaktırmadan yüksek fiyatlardan elden çıkartırlar. Elde ettikleri karları gizlice altına çevirirler ve yine gizlice ülke dışına kaçırırlar.
1719 yılının sonlarına doğru hissede tökezlemeler başlar. Düşüşler bazan sertleşir. Law zaten diken üstündedir. Derhal bir yasa çıkartır ve kafasında beliren olası bir çöküşü önlemek için şirketin Amerika kıtasındaki sömürgelerine ait imtiyazları genişletir ve yine Fransanın sömürgesi olan Doğu Hint Adaları'nın, Çin ve Güney Denizi ülkelerinin altın ve gümüş çıkarma hakları da bu şirkete verilir.
Bunu duyan halk yeniden çılgınlaşır. “altınlar çıkarılacak, herkes zengin olacak” anlamına gelen şarkılar söylenmeye başlanır.
Hissenin fiyatı bu sefer 20 katına çıkmıştır. Serbest piyasada ise alıcı çok: satan azdır.
Sabırsızlık had safhadadır. İzdiham müthiştir. Hisse alamayan soylulardan bazıları sinir krizleri geçirir. Hastaneye kaldırılanlar olur.  Halk çılgınca hisse senedi talep etmektedir. Çılgınlık artık mantık sınırlarını aşmıştır. Herkes bir kağıt parçasından zengin olacağı hayalini kurmaktadır.
Yine izdiham olan günlerden birinde Prens Di Conti bazı hatırlı kişilere olduğu gibi kendisine de  Law’dan indirimli hisse vermesini ister. Law vermez. Prens'in tepesi atar. O zamana kadar hiç kimsenin aklına gelmeyen ve hiç kimsenin  yapmadığı  bir şey yapar ve daha önceden aldığı milyonlarca lot hisseyi arabalarla şirkete getirir, Law’ın önüne atar. Alın hisselerinizi verin bana karşılığı olan altınları!!!, der. (bu cümleyi şimdilik bir yere not etmelisiniz).
 Law buna çok sinirlenir. Ama yine de hisselerin karşılığı olan altınları Prens Di Conti'ye verir. Prens altınları arabalarına yükletir ve çeker gider.
Ancak halk bunu görür. Büyü bozulur. Hisseye güvensizlik başlar. Hissesini alan Banka'ya koşar. Ancak Law hisseler karşılığında altın verilmeyeceğini ilan eder. Zaten kasada o kadar altın yoktur. O günden sonra artık kimse hisse almaz. Herkes satmaya çalışır.

Mississippi hisseleri talep görmeyince hissenin fiyatı hızla düşmeye başlar. Aynı zamanda hisseyi satın almak için kullanılan kağıt paraya talep azaldığından kağıt paranın değeri de hızla düşmeye başlar.
Tehlikeyi gören Law ve Kral Naibi bunun üzerine Parisin sokaklarından topladıkları  60 bin civarında işçi ve dilencilerin ellerine kazma-kürek tutuştururlar ve paris sokaklarında dolaştırırlar; işte altınlar bulundu , çıkartmaya gidiyoruz diye. Daha sonra bu işçiler gemilere bindirilerek Amerika kıtasına götürülür.
Bu halkı biraz sakinleştirir. Aslında ortada tespit edilmiş altın madeni falan da yoktur. Kısa bir süre sonra işçilerin yarısı kaçarak Fransa’ya döner.
Kısa sürede bu durumdan herkesin haberi olur. Herkes hisseleri elden çıkartmak için meydana koşar. Ama ortada alıcı falan yoktur.
Artık hisse bu sefer akıl almaz bir şekilde değer kaybetmeye başlar. aylardır çılgınca hisse senedi almak için kuyruklara giren halk bu sefer aynı hisseyi çılgınca bir histeriyle satmak için çabalar. Hissenin fiyatı birkaç ayda % 90 erir.
 Halk şirkete ve merkez bankasına hücum eder. Hisseleri verip karşılığı olan altınları almak ister. Ama yetkililerce yapılan açıklamada devletin bankasında  yeterli altın olmadığı, bu nedenle hisselerini satmak isteyenlere kağıt para ile ödeme yapılabileceği söylenir.
Ha kağıt para ha kağıt hisse. Farkı yoktur. Çalkantı başladığından beri ikisi de değer kaybetmektedir. Halk çaresiz kağıt para karşılığında iyice değersizleşmiş hisselerini satar.
Bu çöküş zincirleme etki yapar ve Fransa maliyesi ve ekonomisi hızla dibe vurur.
Halk Law’ı linç etmek için evine ve saraya yürür. Son 5 yılın büyük kahramanı Law İsveç’e kaçarak canını kurtarır.
Bu çılgınlık ve çöküş,  bu çöküşte yüklüce para kaybetmiş olan ünlü şair Defoe’nin yine bu çöküşle ilgili yazdığı şiirinin son iki mısrası ile son bulur:
………
Bölün boş bir hiçi hisselere,
Verin kalabalığı velveleye.

Aradan tam 225 yıl geçer.
 Amerika ve Dünya 1929 da büyük buhranı yaşar. (Tıpkı Law dan önceki Fransanın bulunduğu ekonomik şartlarda olduğu gibi). Bu buhran nedeniyle ikinci dünya savaşı patlak verir.
Bu seferki buhranın dahisi, Keynes’tir.
Tıpkı Law gibi Keynes’te –bu miktar parayla dünya ekonomisinin çarklarının dönmesi mümkün değildir" der ve daha çok para basılmasını önerir.  Eğer bu yapılmazsa ekonominin ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılamayacağını söyler.
Üç asır önce Law’da aynısını söylemişti.
Keynes'in fikirlerine güvenen gelişmiş batılı devletler 1944 yılında Bretton Woods kasabasında bir araya gelir. Dolar’ı dünya parası ilan ederler. Güven duyulsun diye karşılığına yine altın koyarlar ama bu sefer altın miktarı daha azdır; 35 doları getiren herkes doları basan amerikadan 1 ons altını alabilir!
Zaten bitmek üzere olan savaş biter. Keynes'in fikirleri ve Bretton-Woods anlaşması işe yarar ve 1945-1965 arasında batıda müthiş bir ilerleme olur. Tıpkı iki buçuk asır önce Fransada olduğu gibi.
 Abd ve batı ekonomisinde her ihtiyaç belirdiğinde yeteri kadar Dolar basılır. Herkesin keyfi yerinde olduğu için hiç kimse ABD’nin ne kadar Dolar bastığını sorgulamaz. Ancak 1965’ten sonra dünyada işler ters gitmeye başlar. Bazı ülkeler dünya pastasından az pay aldığını düşünmektedir. Bunlardan biri Fransa’dır!!!
Kendi tarihini çok iyi bilen Fransız cumhurbaşkanı De Gaulle’ün 1968 yılında tepesi atar,  isimsiz dükün yaptığının benzerini yapar ve uçağını tıka basa dolarla doldururarak Newyork’a uçar. Paraları doğruca  ABD Merkez Bankası’na götürür. Başkan'a şöyle der: alın dolarlarınızı, verin karşılığında taahhüt ettiğiniz altınları!!!
Tabi ki iki buçuk asır önce  olduğu gibi o gün de aynı şey olur. Altınlar De Gaulle’ye verilir ama bu olayı tüm ülkeler duyar.
Bir çok ülke dolarları verip karşılığında altın almak ister. Bu sefer Aynen law gibi ABD’de dolar karşılığında altın vermeyi kaldırır. Altın maltın yok, der.
 Dolar'da güven bunalımı başlar.
 Tüm dünyada ekonomiler hızla kötüye gider.. Bir çok  ülkede anarşi ve/veya terör baş gösterir. Yine Bir çok ülkede kargaşalar, öğrenci olayları, ihtilaller birbiri ardısıra patlak verir.
Ancak; 247 yıl önce yaşanmış Mississipi Balonunu ve Jon Law’ı sadece De Gaulle değil ABD de çok iyi irdelemiştir. O olaydan gerekli dersler çıkarılmış ve alınacak önlemler önceden planlanmıştır.
Plan yürürlüğe konulur.
Tesadüfe bakınız ki tam da Jhon Law'ın 300'üncü doğum gününde yani 15 Ağustos 1971'de Başkan Nixon ABD dolarının karşılığından altını resmen çıkarttığını ilan eder! Bundan sonra doların karşılığı dolardır, der!
Sonra, esas hamle gelir. Hamle dahiyanedir.
Abd başta dünya rezervlerini ¼’ünü elinde tutan S. Arabistan olmak üzere tüm petrol üreten ülkelere petrolü Dolarla satmaya (petrolün fiyatını her zaman yüksek tutma sözü vererek) kabul ettirir.
Onlara mealen şöyle dediği tahmin edilmektedir: “Eğer siz petrolü dolarla satarsanız Dolara güven devam eder. Böylece tüm ekonomiler de büyümeye başlar. Ekonomiler büyürken petrole talep artacağından, Siz de petrolü yüksek fiyattan satmaya devam edersiniz. Ama petrolünüzü dolarla satmazsanız kaos devam eder. Bende kaosun çözümüne karışmam. tüm ülkelerin ekonomileri küçüldükçe küçülür. Bu durumda siz petrolü kime satacaksınız! Zaten satacak başka bir şeyiniz de yok”!!!
Bu taktik işe yarar. Dolar’a yeniden  güven gelir. Law, kağıt paranın itibarlı olması için mississipi şirketini kullanmıştı. ABD ise doların itibarlı olması için petrolü (petrol üreten ülkeleri) kullanır.
2013’teyiz ve dünya para sistemi açısından hala 1970’li yıllarda kurulan bu düzen içinde devam ediyor. Yani tek uluslararası değişim ve rezerv para birimi hala Dolar’dır ve karşılığı boştur, ancak itibarı çoktur. Bu İtibar, petrol üreten ülkelerin verdiği destekle devam etmektedir.
290 sene önce jhon Law’ın bastığı banknotların itibarını karşılığı altın olduğu söylenen Missisipi Şirketi'nin hisseleri sağlıyordu. Şirket hisseleri çökünce paranın değeri de yerle bir oldu.
Bugün yer yüzünde tüm ülkelerin itibar gösterdiği tek para birimi Dolar, itibarını petrolden alıyor……

Bu yazıda özetlenen tarihsel olaylardan çıkarılacak çok dersler vardır. Ben bunları yorumlamayı okuyucuya bırakıyorum.
Ancak şu kadarını söylemek istiyorum: Prens Di Conti'nin başardığı, ancak De Gaulle’nin başaramadığı  şeyi  bir gün büyüklerden biri başarabilir: tabii bu arada Dolar’ın sahibi tarihten ders alıp paradigmaları bir şekilde hissettirmeden kendisi değiştirmezse!
Kaynakça:
1-Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar ve Kalabalıkların Çılgınlığı& Karışıklığın Karmaşası - Charles Mackay, Joseph de la Vega-scala yayıcılık
2-Şeytan Sofrası-Edvard Chancellor-scala yayıncılık

3-İmparatorluk Yolu Petrol Savaşlarının Odağında Orta Doğu-Veysel Ayhan-Nobel Yayın Dağıtım
4-www.saglamaltin.com.tr.
5-diğer internet kaynakları