REHBER ANALİZLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
REHBER ANALİZLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2013 Çarşamba

EURUSD, UZUN VADE ELLİOT ANALİZİ

Daha önce  EURUSD için yaptığım uzun vadeli analizi paylaşmıştım.  Eurusd’nin ana hareket mantığı o analizde olduğundan hatırlanmasında fayda vardır. O analize bu linkten ulaşabilirsiniz:
Bu analiz eurusd’ye elliot sayımları açısından bakışımızı gösteriyor. Paritelerde elliot analizi tartışmalı bir konudur. Ancak insanlar için tamamen muğlak olan “geleceğin” biraz aydınlanması için başka bir seçeneğimiz de yok. Bu nedenle eurusd elliot analizini daha ziyade bir yardımcı unsur olarak düşünmeliyiz. Altını çizerek belirtmeliyim ki bana göre forex’te sistematik alım satım tarzından başka kazanma yolu yoktur. Paritelerde Analizler ancak riski kontrol etmede ve  perspektif yakalayabilmekte faydalı olabilir.
Eurusd elliot sayımlarında maalesef birden fazla alternatifimiz var. Bu işin kötü tarafı. İyi tarafı ise hemen hemen hepsinin çoğunlukla gidişatları belli bir yere ve zamana kadar aynı.
Aşağıda gösterdiğim grafik benim tercih ettiğim sayım. Ben bu sayım üzerinden gidiyorum. İlgisi olanlar yazının devamında vereceğim alternatiflere göz atabilirler.
Eurusd grafikten de açıkça görüleceği üzere son 5-6 yıldır sideways (yanal) ve complex (karmaşık) bir düzeltme kalıbı görüntüsünde. Bu durum eurusd’de eliot analizi yapmayı zorlaştırsa da zorluğun çoğu gitmiş durumda. İntermediate ölçekte bir üçgen kalıp tamamlanmak üzere.
Üçgende son [E] dalgası ilerliyor. Hedefi 1.38-1.44 civarı bir yer gözüküyor.
Bu sayım büyük ölçekli bir sayımdır. Yakın çekim ilerleyişi görmek için bu analizden hemen sonra paylaşacağım kısa-orta vade elliot analizine bakmalıyız. Ben burada kısa vade analizi paylaşmak yerine alternatif olabilecek sayımları paylaşmayı daha uygun görüyorum.
Alternatif sayımlar:

YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.




15 Eylül 2013 Pazar

DOLAR/TL ORTA-UZUN VADE ANALİZ

Usd-tl ilgili analizlerimin daha iyi anlaşılabilmesi için 1 ağustos 2013 tarihli DOLAR-TL, BÜYÜK RESİM analizime şu linkten ulaşabilirsiniz   http://www.bilgeanalist.blogspot.com/2013/08/dolar-tl-buyuk-resim.html

Bu analizimizde orta-uzun vade bakış açımızı güncelliyoruz. Grafiksel görüntü aşağıda

Şimdilik beklentim fiyatın tekrar yeşil band içerisine girmesi. İlk hedef noktam 1.90-1.96 bölgesinde bir yer. Bir ihtimal 2.08 üstü hızlıca görüldükten sonra yazdığım hedefe varılabilir.
Şunu biliyoruz; Dolar, sadece ülkemizde değil, çoğu gelişmekte olan  ülkede değer kazanıyor. Dünyada dolaşımdaki dolar miktarı zibil gibi. Buna rağmen dolar değer kazanıyorsa bunun tek bir anlamı vardır; son birkaç aydır küresel büyük fonlar, bankalar ve yatırımcılar gelişmekte olan ülkelerle ilgili bir risk görmekteler ki hisse ve tahvillerini satıp paralarını dolara çevirerek gitmek istiyorlar.
 Ama asıl bilmemiz gereken şu: global sermayenin  gelecekle ilgili gördüğü riskler devam ediyor mu? Ediyorsa dolar şimdi bile ucuz. Etmiyorsa pahalı.
Ben global sermaye çıkışının devam edip etmediğini tahvil ve hisse senedi piyasalarından gözlemlemeye çalışıyorum. Tespitim şu: en azından şu günlerde çıkış durdu.
Usd-tl’nin seyrini medyadaki yüzlerce yorum ve analizden de takip etmek mümkün. Ancak dikkatli olunması gerekir. Fiyatlanmış veri-haberleri baz alarak yorum yapan bazı kişi ve kurumlar var. Hatta Merkez Bankası başkanının katıldığı bir programda yaptığı jest ve mimiklerden anlam çıkartıp doların gidişatı ile ilgili sonuçlar çıkartanlar bile var. Bu kişilerin geçmiş analizlerini kurcalamanızı öneririm. İnternet sayesinde bu mümkün. Bakın bakalım, doların fiyatı 1.15 veya 1.50 ya da 1.75 iken doların 2 tl nin üstüne taşacağını yazan çizen olmuş mu? 
Usd-tl analizlerimde yardımcı unsur olarak elliot analizi kullanıyorum. Ancak daha önceden de yazmıştım: paritelerde elliot analizi yapmanın ciddi sıkıntıları var. Bu nedenle aşağıda iki alternatif olarak sunduğum elliot analizlerini tek başına dikkate almamanızı, uzun vade perspektifi göstermeye çalışan yardımcı bir fikir olarak düşünmenizi öneriyorum. Gidişat, elliot analizlerine uyduğu sürece bu analizleri kullanmaya devam etmek daha mantıklı. Zaten ileride göreceksiniz; aşağıdaki analizlerde fiyat gelişmelerine göre bazı düzeltmeler muhakkak olacak.
Büyük resim analizimde de paylaştığım iki alternatiften ilkinin güncellenmiş hali aşağıda;
Bu alternatif sayıma göre önümüzdeki bir-iki yıl içerisinde Önce 1.75 ten daha aşağısına bir sarkma (belki 1.60-1.50 ler) ve sonra 2.50 lere giden bir hareket var.

 İkinci alternatifimizde ise belki 2 tl’nin altına kısa süreli bir sarkmadan sonra 2.50 veya daha yukarısına orta vadeli bir tırmanış görüyoruz.

YASAL UYARI:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

BORSALARDA KAZANMAK MÜMKÜN MÜDÜR? (2)

                                                    (Uzun Vadeli Yatırım Tarzı)
Bu yazı Borsalarda Kazanmak Mümkün müdür?(1) yazım İle alakalı olduğundan öncelikle o yazının okunması gerekmektedir.
O yazıda özetle;
1-Borsalarda kazanabilmek için önce 11 altın kuralı uygulayarak "kaybetmemeyi" başarmak gerektiğini ,
2-sonra da ya çağın gereği olan "sistematik alım satım metodu" ile alım satım yapılması gerektiğini; ancak "sistematik alım satım metodu" uygulayamayacak durumda olanların "uzun vadeli yatırım tarzını" seçmelerini önermiştik.
 "Sistematik alım satım modeli" uygulayabilecek yeterliliğe sahip olanlar zaten bu model için gereken bilgilere sahip olduğundan bu tarza değinmiyorum. Ben "uzun vadeli yatırım tarzıyla" ilgili modellememi açıklamak istiyorum.

Aşağıdaki yöntemle borsalarda hayali kurulan yüzde birkaç yüz karlar gerçek olabilir. Yeter ki şartlarına uyulsun. Şatlar aşağıdadır ve kesinlikle sırasıyla uygulanmak zorundadır.

1.Aşama: borsanın zirveden itibaren %38’den daha fazla düşmesinin beklenmesi
2.Aşama: düşüşün ivme kaybetmesi ve borsa endeksinin en azından dalgalı (aşağı-yukarı) hareketlere başlamış olması
3.Aşama: ”Piyasada psikolojisi olumsuzluğu-borsa fiyatı olumluluğu” zıtlığının yakalanması (en önemli aşama)
4.Aşama: 14 günlük macd göstergesinin –endeks zirvesinden sonra- asgari iki olmak üzere çoğunlukla üçüncü dibi yapmış ve ardından al sinyali vermiş olması

Hepsi bu kadar.
Kurallar bu kadardır ama her birinin biraz açıklanması gerekiyor;

1.Aşama: Borsanın zirveden itibaren %38’ den daha fazla düşmesinin beklenmesi: Rehber düşüş oranları %38, %50 ve %61’dir. Ancak realitede tam bu rakamlardan değil biraz sapmayla dönüşler olmaktadır.
2001’de borsa yüzde 78 civarı düşmüştür. Sonraki yıllarda en az artan hisse yüzde sekizyüz artmıştır. Yüzde birkaç bin artan hisseler vardır.  
2006 da borsa yüzde 40 civarı düşmüştür. Sonraki bir buçuk yıl içinde hisseler, hissesine göre yüzde yüz- yüzde beşyüz değer kazanmıştır.
 2009’da endeks yüzde 75 civarı gerilemiştir. Ama sonrasında hisseler yüzde birkaç yüz’ den yüzde birkaç bine kadar artış göstermiştir.
2011 yılında borsa yüzde 45 civarı düşüş göstermiştir. Akabinde hisseler yüzde yüz ve daha fazla değer kazanmıştır.
Bunlar sadece örnektir.

Uzun vadede doğru bir yatırım yapabilmek için borsanın en az yüzde 38 düşmesini beklemek şarttır. Bu düşüş yüzdesi beklenmesi gereken en asgari rakamdır. Borsa %50 de düşebilir veya % 110 da düşebilir. Ne kadar düşeceğini bilmek imkansızdır. Biz sadece 1. Aşamanın gereği olarak en az% 38’i beklemeliyiz.
Borsalarda almaşıklık kuralı vardır. Yani eğer bir önceki düşüş % 50’den az ise bir sonraki düşüş büyük bir ihtimalle % 50 ten daha fazla olacaktır. Yukarıda yazdığım 2001, 2006, 2009 ve 2011 düşüşlerinde verdiğim oranlara bakarsanız bunu görürsünüz.
%61 değeri fibonacci sayı serisinde altın orandır. %61’den biraz fazla-biraz az düşüş durumunda borsalarda geriye dönüş ve yükseliş ihtimali artar.
Düşüşün ne zamana kadar devam edeceğini kesin olarak bilemeyeceğimize göre en az %38 düşüşü gördükten sonra yukarıda yazdığım 2, 3 ve 4 numaralı kurallara (sırasıyla) bakmalıyız.
2: Düşüşün ivme kaybetmesini ve borsa endeksinin en azından yataya girmesinin beklenmesi:
%38 den daha fazla bir düşüş ivme kaybetmeden, borsalar yükselemez. Bu ivme kaybediş endekste aşağı-yukarı hareketler şeklinde kendini gösterir. Ama hisse almak için bu şart da yeterli değildir. Çünkü endeks buralardan tekrar düşüşe başlayabilir ve hiç ummadığımız yerlere düşebilir. Bu nedenle en önemli aşama olan 3. aşamaya geçmeliyiz.
3: Piyasa olumsuzluğu-fiyat olumluluğu” zıtlığının yakalanması: en önemli aşama budur. Gözleme dayanır. Sübjektif  kuralları olmasına rağmen tespit edilmesi kesinlikle zor değildir. Şöyle ki;
-Çevremizde ve medyada olumsuz haberler, olaylar yorumlar had safhada olmalıdır.
-Borsanın daha da düşeceği yorumları, ekonominin çok kötüye gideceği haberleri, analizleri her gazetede, kanalda boy göstermelidir.
-Özellikle takip edilmediği halde bile –her nasıl oluyorsa- olumsuz haberlerin bir şekilde size ulaştığı görülmelidir.
-İnsanlar hisse almaktan korkar olmalıdır.
Tüm bunlar olur iken;
Borsa artık düşmüyorsa (yeni dipler yapmıyorsa) veya yatay gidiyorsa, hatta yükseliyorsa
Piyasa psikolojisi olumsuzluğu-borsa olumluluğu zıtlığı yakalanmış ve alım zamanı yaklaşmış veya gelmiş demektir.
Borsanın yükseleceğine dair öncü fikir edinme anlamında üstte yazdıklarıma ilaveten birkaç husus daha vardır: mesela endeks zirvelerde iken borsadan bahseden tüm tanıdıklarınızın artık borsanın lafını bile etmiyor olmaları veya konuyu açtığınızda bir-iki laftan fazlasını söylemiyor olmalarıdır.
Borsalara ve borsacılara kötü gözle bakılmaya başlanması veya bazılarının suçlanması, iflas veya benzeri haberlerin yaygınlaşması vs düşüşün sonlanmak üzere olduğunun önemli göstergelerindendir.
Bu aşama en önemli aşamadır. Bu aşamanın en büyük göstergelerinden biri o günlerde borsada işlem yapmanın tehlikeli olduğunun düşünülüyor olunmasıdır. Yani kesinlikle hisse alınmaması gereken zaman aslında tam hisse alınması gereken zamandır.
Mantıklı olunmalı ve şöyle düşünülmelidir: eğer durum bu kadar kötü ise neden fiyatlar çok daha aşağılara gitmiyor da gördüğü son dibin üstünde seyrediyor!!! İşte işin sırrı burada…
Bu aşamayla ilgili son olarak diyebilirim ki eğer hala olumlu haberler ve yorumlar devam ediyorsa ve buna karşılık borsa yükselmiyorsa düşüş daha sonlanmamış demektir.
4.14 günlük macd göstergesinin –endeks zirvesinden sonra- asgari iki olmak üzere çoğunlukla üçüncü dibi yapmış ve ardından al sinyali vermiş olması: Çok önemlidir. Alıma geçmeden önce check edilecek son aşamadır. Macd göstergesine bakmasını bilmeyenler ya öğrenmeli ya da zamanı geldiğinde bilen bir arkadaşından yardım almalıdır. Sonuçta birkaç sene de bir lazım olacak. Bildiğim kadarıyla bigpara ve mynet siteleri bu imkanı sağlıyor.
Bu aşama ile ilgili ilave söyleyebileceğim husus şudur: macd göstergesi benim yaptığım araştırmalara göre çoğunlukla üçüncü dibi yaptıktan sonra borsalar yükselişe geçmektedir. Ancak ne olur ne olmaz deyip olası bir fırsatı kaçırmak istemeyenler 2. Dip görülüp al sinyali oluştuktan sonra da alım yapabilirler. Ancak böyle yapanlar gerektiğinde ufak bir zararla geçici olarak piyasayı terk etmeyi  ve üçüncüde tekrar girmeyi bilmelidirler. Çok derin ve uzun süreli düşüşlerde bu sayı dört olabilir.
Bu dört aşama geçildikten sonra artık hisse alınabilir bana göre. Tabi ki alımdan sonra ilk yazıda bahsettiğim onbir kaybetmeme kuralına harfiyen uymak şartıyla!
Peki hangi hisseleri almalıyız? BIST 30, bilemedin, BİST 50 hisselerinden alım yapılabilir. Ama bana göre sadece bankacılık hisselerinden en az üç tanesinden almak yeterde artar bile!. Böyle düşünmemin çok önemli bir sebebi var: eğer borsa yeni zirveler yapacaksa bu yeni zirvelerin bankalar olmadan gerçekleşmesi imkansızdır. Çünkü endeksin yaklaşık yarı ağırlığı bankacılık hisselerinden oluşmaktadır. Ayrıca bir ülkede diğer sektörler kar elde edecekse bankalar zaten otomatikman kar edecektir. Dünya ekonomik sisteminin kalbi bankalardır. Vücuttaki kanın (paranın) kalbe (bankalara) uğramadan vücudun diğer organlarına (diğer sektörlere) uğraması imkansızdır. Sistemin gereği budur.
Buraya kadarki kısım ne zaman alacağımızla ilgili kısımdı. Peki ne zaman satacağız? Yukarıdaki yönteme göre diplerden hisse alındıktan sonra o iş kolay. Başka bir yazıda inceleriz. Ancak şu kadarını söyleyeyim: endeks en az %116 yükselmeden (yani krizden önceki zirve geçilmeden) hisseler satılmamalıdır.
Ben yukarıda sözel olarak açıkladığım uzun vadeli yatırım yöntemimin dört aşamasını aşağıda iki örnekle  görsel olarak da hazırladım. Örnekler 2009 ve 2011 fırsatlarını açıklamaktadır. Daha önceki 1996, 1998, 2001, 2006 yılındaki fırsatlarda da harfiyen aynı şeyler geçerlidir. Yaptığım testlerde bu yöntemin dünyanın diğer borsalarında da geçerli olduğunu tespit ettim.
Örnek 1:
Örnek 2:


(grafiklerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz)


YASAL UYARI:   

         Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

BORSALARDA KAZANMAK MÜMKÜN MÜDÜR? (1)

Bana göre, evet. Ama nasıl???
Bilinçsiz milyonlarca yatırımcı Zanneder ki borsalar bedava para dağıtma yerleridir! Oysa borsalar savaş meydanlarından sonra en acımasız sayılabilecek yerlerdir. Buralarda kimsenin kimseye, bırakın yüzbinlerce, milyonlarca lirayı; bir kuruşu dahi kaptırmaya niyeti yoktur.
Karşıda, yani Küçük yatırımcının karşısında, parasal olarak korkunç bir güce sahip, büyük yatırımcılar vardır. Bu güce sahip büyük yatırımcılar para kazanma ve servetlerini artırma arzusu yönünden dünyanın en hırslılarının en hırslılarıdır. Zaten doğal olarak öyle de olması gerekir; çünkü öyle olmasalar o kadar servetin sahibi olamazlar. İşin doğası bu. Hırsı olmayan kanaatkar bir insanın istisnalar dışında çok para kazanmış olup borsalarda cirit atması imkansızdır.
Borsanın güçlüleri parasal güçlerinin yanısıra aynı zamanda bilgi, tecrübe, elaman  donanımı, bilgileri önceden edinebilme vasıfları, teknik donanım, vs. olarak ta üstün bir güce sahiptirler. Ayrıca BIST100 endeksinin % 63‘ü yabancıların elindedir. 500 yıllık piyasa bilgisi birikimine sahip yabancıların hedge, emeklilik, sigorta, banka vb. fonlarının ve yatırım bankalarının işlem yaptığı borsamızda karşı tarafın, yenilmesi zor bir güç olduğunu bilmeliyiz. Bu hususu tam olarak algılayamamak baştan kaybetmek demektir.
Borsalarda para kazanmak isteyenlerin aynı zamanda bilmeleri gereken bir husus daha vardır: Borsalar hayır kurumları değildir. Borsalar çoğunluğun kaybetmesi kıstası üzerine tasarlanmış yerlerdir.
“Borsaların kaybetmek üzere kurulu olduğu” düşüncem usulsüzlük veya hukuksuzluk anlamında değil tamamen tekniktir. Borsada manipülatörler dışında hiç kimsenin sizi özel olarak kaybettirme gibi bir düşüncesi yoktur.
Bir örnekle açıklamak isterim. Misal birisinin caddenin köşesinde isteyenlere ücret karşılığında zar attırdığını ve altı’ yı tutturana yatırdığı ücretin iki katı ödül verdiğini varsayalım. Bu durumda ücret karşılığında zar atan altı kişiden beş’i (yüzde 83’ü) kaybedecektir. Zar attıran ise kesin olarak kazanacaktır. Zar attıranın teorik olarak kaybetmesi mümkün değildir. Çünkü kuralları o koymuştur (piyasa yapıcısıdır). Zarın altı köşesinden beşi kendisine çalışmaktadır.
 Aynı şekilde borsaları işlem yapma derinliğine kavuşturanlar (piyasa yapıcıları) da aynı mantıkla hareket etmektedir. Borsada oynayan büyük bir çoğunluk kaybedecektir. Yani kaybetmek asıl, kazanmak istisnaidir, borsalarda. Tıpkı zar örneğinde olduğu gibi.
Kaybetmek asıl ise borsalarda kazanmak nasıl mümkün olabilir o zaman?
Cevabı gerçekten basit;  Kaybetmeyerek...
Borsada işlem yapan birisi ancak anaparasını kaybetmeyerek kazanabilir.
Anaparasının önemli bir kısmını, yarısını, % 60’ını vb. kaybeden bir kişinin kazanması artık imkansıza yakındır. Basit bir matematiksel hesapla bir örnek vereyim; parasının % 10’unu kaybeden bir kişinin zararını tekrar yerine koyabilmesi için devamında % 12 kazanması gerekir ki, bu mümkündür. Ama  Parasının % 50'sini kaybeden bir kişinin kaybını yerine koyabilmesi için devamında % 100 kazanması gerekir. Yüzde 70 kaybeden, % 333;  yüzde 90  kaybeden ise yüzde 900 kazanabilirse anaparayı kurtarabilecektir.
Borsalarda yüzde 330 veya % 900 kazanmak mümkün müdür? Şöyle düşünün; eğer mümkün ise anaparasını kaybetmeyen bir kişi  belli bir vadede böyle bir yüzdeyle kazanmayı başarabilir. Ama anaparasının çoğunu kaybeden kişi onu yerine koymakla uğraşacaktır bu süreçte.
Bu konu, üzerinde kitaplar yazılabilecek kadar detaylı bir konudur (zaten yazılmıştır). Ben şimdilik bu detaya çok girmeyip direkt sonuca geliyorum:

"borsalarda kazanabilmek için ön şart, Önce kaybetmemeyi başarmaktır."
O halde nasıl kaybetmeyiz’i irdelemenin zamanı geldi.
NASIL KAYBETMEYİZ (NE YAPARSAK KAYBEDERİZ)?

Bunun için aşağıda kalın harflerle yazdığım 11 başlıktan hiçbirinde yanlış yapmamalıyız;
1-ZARARI UZUN, KARI KISA TUTMAK:
Kaybettiren yanlışların en büyüğü ve en önemlisi bu. Doğrusu şudur: zararı kısa, karı uzun tutmak gerekir.
 Yapılan bilimsel araştırmalar; insan beyninin bu kuralı doğru uygulamaya meyilli olmadığını göstermiştir. Yani insanlar genetik ve bilinçaltı olarak zararı kısa kesmeyi ve karı uzun tutmayı başaramamaktadır. Genlerini ve bilinçaltını yenebilenler, borsalarda kazanma adına ilk ve en büyük adımı atmış olurlar.
2-TİYOYLA İŞLEM:
Tartışmasız kesin kaybettiren bir hata. Hızlı kaybetmenin en etkili yolu budur. Harakiri tarzı!
3-HABERLERE GÖRE İŞLEM:
 Haber her zaman fiyat hareketinden sonra gelir (veya gerektiğinde getirilip senin önüne konur). Bizim duyduğumuz haber bizden çok önce kalburüstü yatırımcılara ulaşmıştır ve o haber çoktan fiyatlanmıştır. Yani haber açıklanma zamanı gelinceye kadar fiyat yeterince bile değil; daha fazlasıyla fiyatlanmıştır.  Biz haberi duyduğumuz anda veya biraz sonrasında kar realizasyonu başlayacaktır. İstisnası çok azdır.
4-BAZI ANALİST, UZMAN, YORUMCU, EKONOMİST VEYA ARACI KURUMLARIN  VS.  YORUMLARINA GÖRE İŞLEM YAPMAK (Gerçek analist, yorumcu ve uzmanları bu maddenin dışında tutuyorum):
 Kesin kaybettirir. Bu kişiler bu işi çok iyi biliyor olsalardı, maaş karşılığında yorum yapmak yerine kendileri kazanırlardı. Zaten yorumlarında genellikle  çok laf vardır ama hiçbir şey söylememiş olurlar. mesela şöyle derler:
 “filanca hissenin bilançosu iyi gelirse hissenin fiyatı artar!”
 Peki bilanço iyi mi kötümü gelecek? Cevap yok.
Bazıları da şöyle söyler:
 “endeks 62200'de dengelendi. 65200-66100 ve 66900-67500 seans içinde önem kazanabilecek seviyeler. Bu seviyeler satış fırsatı yaratabilir. 24 ve 12 günlük ortalamalar 63600 ve 63250'dedir. Kar satışı olursa endekste dengelenme olabilir. 60700-61200 sonraki destek bandı olabilir.”
Haydaa!!! 
Eee, biz ne yapalım şimdi. Alalım mı, varsa satalım mı? Alırsak nerde realize edelim? Biz realize ettikten sonra hisse alıp başını gider mi ? yoksa biraz daha bekleyelim mi? Ne yapalım?
Kısaca şöyle ifade edeyim: olasılık zaten özünde bir muammadır. Yukarıda saydığım kişilerin çoğu bir olasılığın olasılığının olası olabileceği açıklamalar yaparlar!
Çok çeşit yazılanları var bunların. Ama bir çeşidi var ki çok komik. Hadi onu da yazayım. Yorumcu şöyle der: 
“80800 direnci  çok önemli. Burası kırılırsa 81100 görülebilir.”
Tam kafa yedirtecek bir yorum çeşidi! Adam seviye veriyor ve çok önemli diyor. Devamını okumasan zannedersin ki en azından bi yüzde 3-5 artış olur. Söylediği hedef ise  altı üstü yüzde 0,3 ötede. Borsa o mesafelerin 3-5 katını yeri geldi mi 20-30 saniye  içerisinde yapıp üzerine de iki destek bir direnç kırıyor.
Bir de ihtimalli yazılıyor: “görülebilir”!
5-TEMEL ANALİZE GÖRE İŞLEM YAPMAK: kesin kaybettiren konulardan biri de bu. Bir kere bir firmanın bilançosu gerçek değerleri yansıtıyor mu? Bana göre genelde yansıtmaz. Muhasebeci tanıdığı olan varsa sorsun.
 Hadi diyelim bilançolardaki veriler tamamen doğru. O bilanço açıklanmadan önce çok kişi tarafından bilinmektedir. Güzel bir bilanço ise büyük bir ihtimalle haftalar-aylar öncesinden fiyatlanmıştır. Açıklandıktan sonra ne bileyim yüzde 3-5 artsa bile sonra kar realizasyonları başlar ve hisse dibe gömülür.
Temel analizcilerin teknik analizcileri suçlayan meşhur bir sözü vardır; “teknik analiz geleceği değil geçmişi anlatır”. Sormak gerekir; temel veriler neyi anlatır?
Temel analizin tek bir faydası  vardır: binlerce iktisat, işletme mezunu genç; gazete, tv, dergi, aracı kurum, banka vs.’de iş bulmuş olur!!!
6- ORTALAMA YAPMAK (bir hisseyi aldıktan sonra hisse epey düşünce ilave alım yapmaya deniyor):
Alın size katmerli kaybetme seçeneği. Borsalarda iyi para kaybetmiş biri tanıyorsanız size açılmasını sağlayın. Göreceksiniz ki kesinlikle “ortalama” yapmıştır. Ortalama yapan yanar.
7-DERİNLİĞİ OLMAYAN, MANİPÜLATÖRLERİN CİRİT ATTIĞI HİSSELERE BULAŞANLAR:
Bu hisseler kaybettirmezler de, doğrudan iç kanamadan götürürler! Tabiri caizse (Allah korusun) ocak söndürürler!
8-ARKADAŞ, DOST, DERGİ, İNTERNET SİTESİ VS. al-sat-tut ÖNERİLERİYLE HİSSE ALIP SATMAK:
 Bir şey yazmaya bile gerek görmüyorum. Beyhude çabadır. Gıdım gıdım kazanıldıktan sonra bir hatada hepsi gider.
9-EKONOMİK VERİLERE VEYA ÖNCÜ GÖSTERGELERE GÖRE HİSSE ALANLAR:
Ekonomik veriler daima geçmişi gösterir. Gelecekte ne olacağını söylemez. Bu yıl büyümenin misal yüzde 8 olması ertesi yıl da büyüme olacağı veya yüksek büyüme olacağı anlamına gelmez. Oysa borsalar bir kaç ay, bazan bir-iki yıl sonrasını bazan daha da fazla yılı fiyatlarlar.
 Bana göre borsalardan daha öncü bir gösterge yoktur. Yani esasında borsaların bizzat kendisi öncü göstergedir. Hem de en öncüsü!  Misal 3-5 aylık bir borsa düşüşü kötü ekonomik verilerin geleceğinin habercisidir. Borsalar epeydir yükselmişse çok iyi ekonomik veriler gelecek, demektir. Borsalar yanılmaz.  Ben borsalara “İMPARATOR GÖSTERGE” diyorum.
10-OMUZ-BAŞ-OMUZ (OBO), ÜÇGEN FORMASYONU, BAYRAK FORMASYONU, DESTEK-DİRENÇ GİBİ KLASİK VE ORTA MALI OLMUŞ TEKNİK ANALİZ YÖNTEMLERİNE GÖRE İŞLEM YAPMAK:
 Bunlar yukarıdakilere göre daha az kaybettirir ama yine de kaybettirir. Destek dersin, bir bakmışsın kırılmış, direnç dersin fiyat uçarak atlamış üzerinden ve yeni zirvelere yol almış. Hatta benim tespit ettiğim kadarıyla fiyatlar çoğunlukla hiç destek ve direnç olmayan yerlerden destek ve direnç buluyor. Açın grafikleri bakın!
Piyasalar trendler oluşturarak ilerlerler. Bu güne kadar böyle oldu. Obo ise bu olguya aykırı bir formasyon. Boyun çizgisi kırıldı deyip pozisyon alırsın, bir bakmışsın ki hisse trende devam etmek üzere yeni bir zirve yapmış. Tobo, obo’dan biraz daha iyi. En azından trend dostu. Üçgen diye pozisyon alırsın, bir bakmışsın ki kalıp dörtgene dönmüş. Tamam bu bayraktır dersin, fiyat olmadık biçimde ilerler ve ters üçgenimsiye (genişleyen yassıya) dönüşür.
Yine de teknik analiz, temel analizden kat kat daha iyidir. Modern teknik analiz yöntemleri  (çoğunlukla indikatörler) ve iyi çizilmiş trend çizgileri sistematik olarak kullanıldığında (bir alımsatım sistemine dönüştürüldüğünde) güzel sonuçlar verir. En başta hem band hareketlerinde hem trend takipte kullanılabilen bollinger band indikatörü, macd gibi trend takip indikatörleri ve diğer bir çok indikatörler tek başına kullanmamak kaydıyla, kazanmak için kullanılabilecek araçlardır. Başka güzel indikatörler de vardır. Başka bir araştırma konusudur.
11-TEPE VE DİPLERİ BULMAYA ÇALIŞMAK:
Loto’da altı rakamı bilmek daha kolaydır. Tepe- dip bulmaya çalışırken ya büyük bir fırsatı kaçırılır, ya da kötü bir düşüş şelalesine yakalanılınır. Tepe ve diblerin neresi olduğunu bilmek Allah’ın işi.


Kaybetmeme yasalarımız burada bitti.
Sonuç:  Kazanabilmek için kaybetmemek gerekiyor. Bunun için yukarıdaki 11 kurala harfiyen uymak gerekiyor. Biz de yukarıdaki kurallara uyduk ve kaybetmedik, diyelim.
 Peki nasıl kazanacağız?
Bana göre kaybetmedikten sonra kazanmak daha kolay.
KAZANABİLMEK İÇİN aşağıdaki  iki yöntemden birini uygulamak gerekir.
1-SİSTEMATİK ALIM SATIM YÖNTEMİ:
Çağın gereği budur. Bu yöntem sayesinde alım satım yapanlar, yukarıda yazdığım kaybetmeme esaslarını da uygulayarak piyasalarda para kazanabilirler.
Ancak şu kadarını söylemeliyim: kendi sistematik  alım satım yöntemini oluşturamayacak kadar yetersiz bilgiye sahip olanların ya borsalardan uzak durması, ya da alttaki ikinci yönteme göre borsalarda işlem yapması gerekir. Bu cümlede altını çizdiğim kelimelere özellikle dikkat çekmek istiyorum: sistem bizzat yatırımcının kendisi tarafından hazırlanmalıdır. Hazır sistem satın almak isteyenler doğru ve kaliteli bir sisteme ulaşıncaya kadar çok para ve zaman kaybedebilirler. Hatta dolandırılabilirler bile.
Yazıyı uzatmama babında bu konunun inceliklerini açıklamayı önümüzdeki günlere bırakıyorum.

2- ÇOK DÜŞÜKTEN ALIP ÇOK YÜKSEKTEN SATMAYA DAYALI UZUN VADELİ YATIRIM TARZI: 1 numaralı seçeneğe göre alım-satım yapamayacak olanlar bu yöntemi uygulayabilirler. mesela sırasıyla 2001, 2006, 2009 ve 2012 yıllarının uygun zamanları, alım dönemleri; 2005, 2008 2010 ve 2013 yıllarının uygun zaman dilimleri satım dönemleridir.
 Bu konu da detaylandırılması gereken bir konudur. Bu seçeneği açıklamayı da önümüzdeki günlere bırakıyorum
Özetlersek: borsalarda kazanmak mümkündür ama önce kaybetmemek için yukarıda yazdığım 11 "kaybetmeme" kuralına uymak gerekir. Sonra, hemen yukarıda kısaca açıkladığım “sistematik alım satım” veya “uzun vadeli alım satım” yöntemlerinden birini uygulamak gerekir.
Bu yazıda yazdıklarım tabi ki kendi tecrübe ve bilgi birikimime göre oluşmuş fikirlerdir. Kimseyi bağlamaz. Bu konuda yapılmış binlerce bilimsel çalışmalar, yayınlanmış kitaplar ve borsalarda gerçekten başarılı olmuş trader'ların önerileri vardır. İsteyenler araştırabilir. Ancak bana göre ne kadar araştırılırsa araştırılsın hepsinden çıkartılacak ortak sonuçlar bu yazıda varılan sonuçlara yakınsar.

                                                                                                                                                                Bilgeanalist

18 Temmuz 2013 Perşembe

EURUSD, UZUN VADE ANALİZ

Bir para birimi veya döviz çifti üzerinde ciddi dalgalanma yapabilecek veya trend oluşturabilecek en büyük etkenin faiz olduğu bilinmektedir.
Konumuz EURUSD. Bir tarafında AB, diğer tarafında ABD var.
Şunu anladık ki bu iki ülkeden herhangi biri üst üste faiz artırımları yapamaz; yaparsa, kaos garanti. Bana göre tabii!
İki para biriminden birinin faiz oranı 0,25, diğerinin 0,50. İkisinde de artık  faizin düşeceği yeni derinlikler  yok.
İki paradan da  son dört yılda zibil gibi  basılmış; artık bu vakitten sonra ikisinden birinin dengeyi bozacak kadar basılma ihtimali yok.
Dengeden kastım, paritenin son beş yılda şıkışıp kaldığı ve alttaki grafikte mavi çizgiler arasında gösterdiğim fiyat hareketidir.
Tabi ki büyüme gibi, istihdam gibi makro ekonomik verilerin döviz çiftleri üzerinde etkileri olur. Ama gerçekçi olursak, her iki ülkenin de orta vadede temel verilerinde çok büyük farklılıklar olması mümkün görünmüyor.
Kısaca paritede dengeyi bozacak hiçbir önemli ekonomik, finansal, sosyal veya siyasal olay  gözükmüyor.
Bu durumda mantıken paritenin daha uzun yıllar bu denge içerisinde hareket edeceğini düşünmemiz gerekir.
Ancak bir husus daha var ki bizi böyle düşünmekten alıkoyması gerekir!
Bu husus, tamamen psikolojik bir neden olan “güvenli liman” olgusudur.
Para birimlerinden biri yani USD; güvenli liman, diğeri değil.
İşte pariteyi olağan dengesi dışına çıkartabilecek tek olgu budur, bana göre.
Her halükarda dolar güvenli limandır. En azından çökünceye kadar öyle!
Küresel ölçekte bir bunalım veya ciddi bir kriz kişi, kurum, şirket ve hatta ülkelerin dolar’a (ve tahvillerine) hücum etmelerine yol açacağından eurusd paritesinde denge dolar lehine değişecektir. Parite hızla 1’e hatta belki de 1’in altına sarkacaktır.
Tersi durumda, yani küresel ekonominin kriz ve bunalımdan tamamen uzaklaşması halinde ve uzaklaştığı ölçüde güvenli limana ihtiyaç olmayacağından denge euro lehine bozulacaktır. Böyle bir durumda euro pek fazla reel değer kazanmayacaktır ama dolar çok değer kaybedeceğinden parite 1.70-1.80 civarlarına kadar çıkabilecektir.
Aşağıdaki tarihsel grafik bu fikirlerimi desteklemektedir.
Grafikten de görüldüğü gibi kırmızı çizgiyle gösterdiğim global ölçekte kriz ve bunalım yılları olan 70’lerin sonları, 90’lar ve 2008 sonrası dolar sürekli değer kazanmıştır. Ekonomilerin iyiye gittiği ve mütemadiyen büyüme gösterdiği 80’ler ve  2000'li yıllarda  euro dolar karşısında değerlenmiştir (aslında çoğunlukla  dolar değer kaybetmiştir).
Sonuç olarak temel dinamikler açısından baktığımızda her iki para biriminde de  en etkili silah olan faiz’den en etkisizine kadar hiçbir kriterin dönemsel olarak  pariteyi etkileyecek güçte olmadığını, paritede aşağı veya yukarı yönlü uzun vadeli bir trend oluşturacak tek etkenin güvenli limana ihtiyaç olup olmadığı gibi tamamen psikolojik bir unsura dayandığını söyleyebiliriz.
Analizin buraya kadarki kısmı temel dinamiklere göre yapılmıştır. Kapsamlı bir analizde teknik analizi de hesaba katmalıyız ve temel dinamiklerle bilimsel bir bütünlük sağlayacak şekilde birleştirmeliyiz.
Teknik analiz penceresinden baktığımızda eurusd paritesi 1970 lerden beri bir trend oluşturmuştur. Bu trendi yine yukarıda verdiğim grafik üzerinde göstereceğim.
Görünüşte basit bir grafik dikkatli incelendiğinde bize çok şey anlatmaktadır.
Birincisi; eurusd 1970 lerden beri yukarı yönlü ve euro’nun sistematik sayılabilecek bir şekilde değer kazandığı (doların değer kaybettiği) trend bandı içinde hareket etmektedir. İki kalın kırmızı çizgi ile gösterdiğim bu trend eurusd’nin ana hareketidir.
 Bu gün itibariyle trendin alt band değeri 1.05, üst band değeri ise 1.75 tir.  Daha uzun yıllar parite bu band içersinde hareket edecektir. Bu bandın dışına taşan bir hareket ancak olağandışı küresel ekonomik koşulların varlığı halinde mümkündür. Otoritelerce en ince ayrıntısı, mümkün olabilecek en uzun vadeye kadar hesaplanmış küresel ekonomik denge koşullarına göre doğal olarak oluşan bu trendin dışında bir hareket,  ancak olağandışı ve hesaplanamamış koşulların ortaya çıkmasıyla mümkün olabilir. 6-7 yılda bir tekrarlayan krizlerle bu trendin bozulmasının mümkün olamayacağını düşünüyorum.
İkincisi; grafik üzerinde 1,2 ve 3 olarak işaretlediğim dönemler güvenli liman ihtiyacı sonucu dolara ve tahvillerine talebin patladığı, global ölçekte ve konjonktürel krizlerin baş gösterdiği, sonuçta doların değer kazandığı dönemlerdir.
Üçüncüsü; doların değer kazandığı önceki iki dönem ile şimdi içinde bulunduğumuz ve yine doların değer kazandığı üçüncü dönem arasındaki bariz farklardır.  1 ve 2 nolu dönemlerde dolar sert, hızlı ve şelalemsi bir hareketle değer kazanmıştır. Şimdi içinde bulunduğumuz üçüncü dönemde de dolar euro karşısında değer kazanmaktadır ama bu hareket sert ve şelalemsi değildir. Aşağı yönlü ama nispeten yatay bir hareket sözkonusudur. Bunun sebebi doların yeterince güçlü olmaması olabilir. Ama bence otoritelerce yapılan müdahalelerle doların çok değer kazanmasının önüne geçilmeye çalışıldığından böyle olmaktadır.
 Sonuçta insanoğlu her zaman geçmişten dersler çıkartır. Önceki iki dönemde doların değer kazanmasıyla ortaya çıkan enflasyon ve yatırım-tüketim döngüsünde meydana gelen azalmaların ekonomilere verdiği zararlardan dersler alan otoritelerin bu sefer böyle bir şeye müsaade etmek istememeleri sonucu oluşmuş olma ihtimali bence daha yüksek.
Eurusd’de zaman dilimini biraz daha yakınlaştırdığımızda teknik anlamda ilave bazı sonuçlar daha elde ediyoruz. 2001-2008 yılları arasında iki kırmızı çizgi arasında gösterdiğim ve euro’nun değer kazandığı döneme ait trendin 2008 de sert bir şekilde kırıldığını görüyoruz. O tarihten sonra iki mavi çizgi arasında devam eden ve az da olsa doların değer kazandığı yeni bir dönem başlamış. Halen de bu orta vadeli bandın içindeyiz. Şu an itibariyle bandın dibi 1.13, zirvesi ise 1.45 civarından geçiyor. Daha epey bir süre daha bu bandın içinde kalmamız muhtemeldir. Daha kısa vadelerde trend kanalları da var. Bunları grafikte gösterdim.
Paritede oluşan son beş yıllık formasyonda Macd, rsi, ortalama veya omuz-baş-omuz  gibi teknik göstergelere göre şu aşamada analiz yapmak bana göre anlamsızdır. Çünkü parite bir band içinde hareket etmektedir. Bu gibi teknik indikatörler böyle dönemlerde misal;  “yukarı” sinyali verdikleri anda parite aşağı döner. Tersi durumda da benzer şey olur. O kadar çok omuz-baş-omuz var ki başlardan bir basket takımı çıkartmak mümkün!.  Burada işe yarayacak gösterge bolinger band’dır; ama onun gösterdiğini şimdilik zaten çıplak gözle de görebiliyoruz!
Toparlarsak;  
 Uzun süre Euro veya dolar’da seri faiz indirimleri veya artırımları olamaz. Ekonomik göstergeler her iki tarafta uzun süre benzerlik gösterecek gözüküyor. Paritede yeni bir trend oluşumu için geriye tek bir seçenek kalıyor; aşırı güvenli  veya güvensiz ekonomik ortam. Aşırı güven veren bir ekonomik ortamda parite 1.75 lere kadar bir trend oluşturabilir. Biraz savrulmayla bu rakam 1.80-1.90 lara çıkabilir. Tersi durumda, yani aşırı güvensiz bir ekonomik ortamda paritenin trend oluşturacağı hedef 1.05 civarıdır.  Son birkaç yılda olduğu gibi belirsiz bir ortamda, merkez 1.27-1.44 arası olmak üzere, parite üstteki grafiklerde gösterdiğim iki mavi çizgi arasında (1.18-1.52 arasında) gider-gelir.
Bu analiz uzun vadeye göre yapılmış bir analizdir. Benim şablonumdur. Muhakkak ki ilave edeceğim birkaç husus daha vardır. Ama yazıyı daha da uzatmamak için yazmıyorum. 
 Uzun vadeli bir analizde verilen hedef ve rakamlar yarını veya önümüzdeki haftayı göstermez. Yakın zamanda paritenin ilerleyeceği tahmini yol, bu analiz temel alınarak yapacağım kısa vadeli teknik ve elliot analizleriyle karşılanacaktır. 18.07.2013