Üstteki grafik Dolar-TL’nin
tarihsel grafiği. altı sıfır silinmiş olduğundan, 1 Dolar’ın yaklaşık 2 TL olduğuna bakmayın. 1940’lı
yıllarda 1 Dolar 1 TL iken, 2013 yılında 1 Dolar 1.940.000 değerine ulaşmış. İşin
aslı şudur; TL, Dolar arşısında 70
yılda 2 milyon kat değer kaybetmiş.
Yine grafiğe baktığımızda 2002
yılına kadar inanılmaz bir yükseliş var. 2002’den itibaren Dolar-TL’nin genelde 1.20-1.80 arasında 12
yıldır aşağı yukarı sallanıp durduğunu görüyoruz.
Grafikten ve benim çizdiğim
kırmızı çizgilerden anlıyoruz ki Dolar-TL’nin fiyatı son 11 yılda Merkez Bankasınca
1.20-1.80 arasında dengelenmiş
Bu dengelemenin sebebleri ise
belli.
Ucuz Dolar duruma göre doğrudan
veya dolaylı olarak enflasyonu, faizi ve işsizliği azaltır. Ucuz Dolar'la bu
nasıl olur’un detayına girmiyorum. Çünkü konumuz bu değil. Ama bir iki örnek
verebilirim. Dolar'ı ucuz tutarsan ithalatı ucuzlatırsın ve enflasyon düşer. Dolar ucuz veya stabil tutarsan şirketler Dolar’la borçlanmaktan çekinmezler. Borç aldıkları
parayı yatırım yaparlar ve işsizlik azalır. Bunun gibi daha onlarcası
sayılabilir.
Burada önemli olan Merkez Bankasının
ortaya koyduğu bu hedefte başarı sağlanmış mı ve şu anda durum ne?
Merkez Bankasının 2002 den beri
uyguladığı bu politikada başarı sağladığını görüyoruz. Tabi ki Dolar'ın
sahibinin de Dolar’ın değerini düşürmesi sayesinde…
Ancak üsteki grafiğe tekrar baktığımızda
görüyoruz ki 11 yıldır 1.20-1.80 arasında oluşan denge son bir yıldır bozulmuş.
Yani dengenin sınırı olan 1.80 seviyesi (kırmızı çizgi) aşılmış.
Dengenin bozulması hayra alamet
değil, tabii. Enflasyondan, yabancı sermaye girişine, sanayicilerin maliyetlerinin
artmasından ithal tüketimin kısılmasına kadar bir çok temel faktörü
etkilemektedir. Yani bir ülkenin gelişmesi ve refahı üzerinde olumsuz etki
edebilecek üç baş belası; enflasyon, faiz ve işsizlik artmaktadır. Burası çok
önemlidir ve bugünkü güncel durum da budur.
Merkez Bankası Dolar fiyatını
tekrar 1.80’den aşağıya düşüremedikçe bu olumsuz durum devam edecektir. Fiyatın
2 TL ve daha yukarılara çıkması ise enflasyonu, faizi ve işsizliği
azdıracaktır. Merkez Bankası bu durumda doğal olarak sırasıyla iki şey
deneyecektir:
1) Dolar fiyatını tekrar 1.80’den
daha aşağıya çekerek tekrar eski tatlı günlere dönüşü sağlamak.
2) Bunu başaramıyorsa bile kötünün iyisi bir seçeneğe yönelmek, yani 1.80-2 tl arasında yeni ve geçici bir denge oluşturmak. hedeflenen bu yeni denge seviyesini aşağıdaki grafikte yeşil band olarak gösterdim.
2) Bunu başaramıyorsa bile kötünün iyisi bir seçeneğe yönelmek, yani 1.80-2 tl arasında yeni ve geçici bir denge oluşturmak. hedeflenen bu yeni denge seviyesini aşağıdaki grafikte yeşil band olarak gösterdim.
Burada sorulması gereken soru şudur, Merkez birinci seçeneği; o olmuyorsa ikinci seçeneği başarabilir mi?
Bana göre dünya ekonomi-finans
konjonktüründe ciddi bir kriz meydana gelmezse en azından ikinci şıkta yazdığım
1.80-2 TL dengesini rahat başarır. Ancak şurası çok önemlidir ki uluslararı bir
ekonomi ve finans krizi olması durumunda
(temenni etmem ama) pek bir şey yapılabileceğini zannetmiyorum. Geçtiğimiz ay
gördük: Merkez her gün adeta nefes almadan müdahale etmesine rağmen Dolar bana mısın,
demedi. Ne zaman ki küresel riskler azaldı, Dolar’ın da ateşi düşmeye başladı.
Şunu unutmamalıyız; Türkiye’ye
sıcak para getirmiş olan yabancı banka ve fonlar Küresel bir risk durumunda sürü
psikolojisiyle ve arkalarına bile bakmadan Dolar’larını alıp kaçmak
isteyeceklerdir.
Şimdi gelelim Dolar-TL’de bundan
sonra neler olabileceğine
Yukarıdaki grafikte üç önemli
seviye (çizgi) çizdim. Bunlar bize gelecekte neler olabileceğiyle ilgili gerçek
ipuçları verecektir. Çizgileri tek tek açıklıyorum:
Kırmızı yatay çizgiler 1.20-1.80 arasını kapsıyor. Dolar bu çizgiyi kırarak 11 yıllık güzel günlere (yüksek
büyüme ve refaha) en azından şimdilik son vermiş. Fiyat tekrar bu iki çizgi
arasına girmedikçe eskiye göre daha fazla enflasyon, yüksek faiz, ve işsizlik
olması muhtemeldir. Şu anki görüntü Dolar'ın fiyatının tekrar o seviyelere
gelmesinin hayal olduğunu gösteriyor.
Yeşil band alanı: 1.80-2TL arası
bir fiyatı temsil ediyor. eğer Dolar en azından bu bandın içinde tutulamazsa,
yani Dolar-TL’nin fiyatı 2 TL’yi aşarsa ekonomik durum gerçekten kötüye gider. Bu
band aralığı, Merkez Bankasının fiyatı
bu band içinde tutmak için her şeyini ortaya koyacağı seviyelerdir.
Ben şahsen önümüzdeki aylarda bu
bandın yukarıdan delineceğini ama Merkez’in çabalarıyla tekrar fiyatın bandın içine gireceğini düşünüyorum. Sonrasını
zaman ilerledikçe tekrar irdeleriz. Ama şimdilik şöyle bir sonuca varabiliriz:.
2 TL’nin üstü bir fiyat piyasayla Merkez’in
kapışma bölgesidir.
Mavi trend çizgisi: bu trend
çizgisi çok önemli ve biraz da ürkütücü. 2008’deki fiyatı olan 1.15-1.20 leri
kendine sağlam bir taban yaparak bu güne kadar güçlü bir trend oluşturmuş. Bu trend
aşağı kırılmadıkça bana göre Dolar'da orta vadede yatay hareket bile hayal. Şu
anki görüntü; oluşan bu trendin kolay kolay terse dönemeyeceği. Bu trendin
sürekli takibi gerekir diye düşünüyorum. Bu trend bozulmadığı (aşağı
kırılmadığı) sürece Dolar, 2.20-2.30’ları bile aşabilir.
Burada özellikle vurgulamak
istediğim bir husus var. Merkez Bankasının müdahaleleri sadece ülke içi
ekonomik ve finansal problemlerde işe yarar. Küresel bir kriz durumunda maalesef
Merkez Bankasının yapabileceği pek bir şey yok. Yani şunu demek istiyorum: Dolar-TL
nin fiyatını düşürmek sadece bizim çabamızla olmuyor. Dünyadaki yatırım
bankalarının ve fonlarının da Doları talep etmekten vazgeçmesi ve ayrıca ABD’nin Dolar'ın değerini düşürmeye devam
etmesi (para basmaya devam etmesi) gerekiyor. Gerçi Dolar'ın değerini düşürmek
için aslında ABD elinden geleni yapıyor. Ama olmuyor demekki.
Aşağıya
yerleştirdiğim grafiğe bir bakın. Bu grafik ABD’nin bastığı Dolar’ları
gösteriyor.
2008’den itibaren inanılmaz miktarda
Dolar basılmış. İkiyüz küsür yılda basılan Dolar’ın 3 katından fazlası son dört
yılda basılmış. İnanılmaz!!!
Ekonomi kitapları şöyle der: “çok basılan para
değer kaybeder”. İşte size ekonomi kitaplarında yazılan bir çok şeyin fasa fiso
olduğunun kanıtı. Dolar bu kadar çok basıldığı halde neden aynı dönemde neredeyse hiç basılmayan TL
karşısında; hatta diğer paralar karşısında değer kazanmış!
Sonuç ve özet: Dolar-TL denge
sınırı olan 1.80 seviyesini aşmış. Hatta yukarı yönlü güçlü bir trend oluşturmuş.
Yeni denge noktası olarak 1.80-2 TL arası bölge olarak belirlenmiş durumda.
Gidişat gösteriyor ki bu yeni denge noktası da yakında aşılacak. Ama benim
beklentim yeni denge noktası (2TL) aşılsa bile
tekrar bu yeni dengenin içine girileceği yönünde. Devamında yani orta
vadede küresel bir kriz durumunda ise 2.20-2.30 bekliyorum.
Ancak Dolar’ın 1.80 seviyesinin
altına inmesi gidişatı (trendi) durudurur ve ekonomi için güzel günlerin
müjdecisi olur.
Burada bir ara parantez açmak istiyorum. Dünyada neredeyse tüm ülkeler küresel ekonomik sistemin bir parçası.
Kısa vadede olmasa bile orta vadede hepsinin gidişatı aynı yönde. Yani hepsi
aynı gemideler. Bazan botlarla kısa süreli gezintiye çıkanlar olsa da döneceği-döndüğü
yer yine aynı gemi. Yani nasıl ki sisteme dahil ülkelerde Dolar’ın değeri, faizler,
enflasyon ve işsizlik 12 yıldır hep birlikte düşüyorsa; aynı şekilde küresel ekonomik
sistemde olumsuz bir gidişat başladığında bunların hepsinin değeri hep birlikte
yükselecektir. Sadece olumsuz etkilenme düzeyleri farklı olacaktır.
Üstteki paragraftan şu sonucu
çıkartabiliriz: küresel ekonomik sistemde ortaya çıkabilecek olumsuzluklarla
mücadele topyekün olmaktadır. Yani Dolar’ın fiyatında küresel ölçekte ortaya
çıkabilecek olumsuz bir artışla başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm ülkeler
mücadele edecektir. Çünkü Dolar hala dünyanın uluslararsı ödeme aracı ve rezerv
para birimidir. Gelişmiş ülkelerin ürettiği sanayi ve teknoloji ürünleri ucuz Dolar sayesinde satılmaktadır. Dolar pahalanırsa ürünlerin fiyatı da bu ürünlerin
satıldığı ülkelerde görece artar. Bu durumda bu ürünlerin satışı azalır ve
gelişmiş ülke şirketleri zarar eder. Aynı şekilde, yani Dolar pahalılaştığında otomatikman
teknolojik ürünler pahalılaşacağından az gelişmiş ülke insanlarının düşük
gelirlileri de bu ürünleri kullanmaktan vazgeçerler veya satın alacak ekonomik güçleri kalmaz. Yani "alınacak
işe yarar son önlem" de alınıncaya kadar Dolar’ın
pahalılaşmasına hiçbir ülke müsaade etmeyecektir.
Normalde analizim burada bitiyor.
Bundan sonra güncelleştirmelerle ve kısa vade analizlerle yola devam edeceğiz. Zaten en son güncellememi 19 temmuzda yapmıştım ve fiyat halen o yönde devam ediyor.
Ancak; Bize yol gösterici olma
babında Dolar-TL nin orta-uzun vade elliot analizini de vermek istiyorum.
Yalnız altını çizerek söylemeliyim ki aşağıdaki elliot analizleri yol gösterici
niteliktedir. Paritelerde elliot analizi yapılıp yapılmayacağı tartışmalı bir
konudur. Yanıltıcı olabilir. Biz aşağıdaki elliot analizlerini analizlerde sapma olmadığı sürece takip
edeceğiz.
Büyük resimde Elliot analizi
olarak iki alternatif mevcut. Her iki analizdeki ana sayımlar elliot teorisinin
Türkiyedeki duayeni sayın Tuncer Şengöz’e ait. Alt dalga sayımlarında ve çizdiğim
devam yollarında ise ben kendi tercihlerimi kullandım. Sayın Şengöz’ün Dolar-TL
ilgili tüm analizlerini http://blog.sosyonomi.com/
sitesinde ve kendi twitter hesabında bulabilirsiniz.
İlk alternatif sayım
bu:
Bu alternatife göre Dolar’ın 2 TL
civarına kadar yükselip ardından 1.50-1.60 lara ineceğini, ardından pekte
insanın inanası gelmeyecek şekilde 2.50 lere yükseleceğini görüyoruz.
Bu da ikinci alternatif. Bu alternatif
ilkinden daha acımasız. Ufak tefek düzeltmeler dışında hiç mola vermeden 2.50’leri
(belki daha da yukarısını) hedef gösteriyor. Dikkat ettiyseniz bu alternatifte
1.50-1.60’lara geri dönüş yok. Ayrıca her iki alternatifte de Dolar’ın 2 TL’ye
ulaşıncaya kadar yolları aynı.
Dediğim gibi yukarıdaki iki
alternatiften oluşan elliot analizi sadece yol gösterici niteliktedir. Dolar-TL’nin
fiyatı bu alternatiflere uyduğu sürece bu sayımları takip etmekte fayda var.




